Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2014
Dairesi 6
Karar No 647
İlam No 367
Tutanak Tarihi 19.3.2019
Kararın Konusu Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar



Avukatlık vekalet ücreti

Asıl İlamın …’inci maddesi ile tazminine hükmolunan konunun 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (ç) bendi hükümleri gereğince yargılamanın iadesi yoluyla görüşülmesine karar verildi.

Anılan İlamın ..’inci maddesiyle,

A) İdare lehine karara bağlanmış ve tahsil edilmiş 333-Emanetler hesabında toplanan dağıtımı yapılamayan avukatlık vekâlet ücretlerinin tahsilini takip eden 3’üncü yılın sonunda gelir kaydedilmemesi sonucunda …-TL,

B) Mali yıl içerisinde idare lehine karara bağlanmış ve tahsil edilmiş avukatlık vekâlet ücretlerinden dağıtımı yapılmaması gereken % 5’lik kısmın gelir kaydedilmemesi sonucunda ..-TL,

olmak üzere toplam …-TL tutarında kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle bu tutarın tazminine karar verilmiştir.

Bu defa yapılan duruşmaya katılan … ve … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesi ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden sonra gereği düşünüldü;

A) İdare lehine karara bağlanmış tahsil edilmiş 333-Emanetler hesabında toplanan dağıtımı yapılmayan avukatlık vekâlet ücretlerinin tahsilini takip eden 3’üncü yılın sonunda gelir kaydedilmediği görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukat ücretlerinin dağıtımı” başlıklı 82’nci maddesinde; Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin, avukatlara (49’uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı belirtilmiştir.

02.11.2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18’nci maddesinin birinci fıkrasında da 02.02.1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırıldığı, diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanun’a yapılan atıfların bu Kanun Hükmünde Kararname’ye yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Yine 659 sayılı KHK’nin 18’inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146’ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta vekâlet ücretinin ödenmesine ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesine yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.” denilmektedir.

Anılan mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 82’nci maddesi kapsamında avukatlık vekâlet ücretlerinin dağıtımı, 659 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde yapılması gerekmektedir.

Nitekim söz konusu KHK’nin 16’ncı maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 08.07.2012 tarihli ve 28347 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 9’uncu maddesinde yer alan, “Bu Yönetmeliğin uygulanmasında doğacak tereddütlerin giderilmesine Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmü uyarınca Maliye Bakanlığınca İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne verilen 13.04.2012 tarihli ve B.05.0.MAH.0.08.01.00/10359 sayılı görüş yazısında, “…Buna göre, 5393 sayılı Kanunda belediye lehine sonuçlanan davalarda karşı taraftan tahsil olunan vekalet ücretlerinin dağıtımı ile ilgili olarak 1389 sayılı Kanun Hükümlerinin uygulanması gerektiğinden ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle anılan Kanun yürürlükten kaldırılmakla birlikte diğer kanunlarda bu Kanuna yapılan atıfların 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılacağı hükme bağlandığından, 5393 sayılı Kanunun 82 nci maddesinde düzenlenen avukatlık vekalet ücretinin dağıtımında, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanması gerekmektedir.” denilmiştir.

659 sayılı KHK’nin 14’üncü maddesinde ise; “(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dâhil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet ücreti takdir edilir.

(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekâlet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dâhilinde ödenir.

a) Vekâlet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı (…) eşit olarak ödenir.

b) Ödenecek vekâlet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (…) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.

c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir.

…”

Anılan Yönetmelik’in, “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6’ncı maddesinde, “(1) Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, aşağıdaki şekilde dağıtılır:

a) Dava veya icra dosyasını takip eden hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, vekalet ücreti dağıtımının yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı eşit olarak ödenir.

b) Davanın takibi ve sonuçlandırılmasında birbiri ardına veya birlikte hizmeti geçenlere (a) bendine göre ayrılan hisseler bu kişilerin hizmet ve karara tesir derecesine göre hukuk birim amiri tarafından paylaştırılır.

c) Dağıtımı yapılmayan %5’lik kısım muhasebe birimince Hazineye gelir kaydedilir.”

Yine aynı Yönetmelik’in “Limit dışı vekâlet ücretinin dağıtımı” başlıklı 7’nci maddesinde, “(1) Bu Yönetmeliğin 5 inci ve 6 ncı maddelerine göre vekalet ücreti ödenen ve limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek tutarlar, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle hukuk biriminin bağlı olduğu merkez muhasebe birimince emanet hesabındaki limit dışı vekalet ücretinden ödenir”.

“Bütçeye gelir kaydedilmesi” başlıklı 8’inci maddesinde, “(1) Emanet hesabında toplanan ve dağıtımı yapılamayan vekalet ücretleri tahsilini takip eden üçüncü bütçe yılının sonunda gelir kaydedilir.”

Hükümlerine yer verilmiştir.

Görüldüğü üzere anılan KHK’nin 14’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile söz konusu Yönetmelik’in 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan hükümlerle ödenecek vekâlet ücretine yıllık sınır getirilmiştir. Anılan KHK’nin 14’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile anılan Yönetmelik’in 7’nci maddesinde ise yıllık üst limiti doldurmayanlara bu sınırı doldurmaları için yapılacak ödemeye ilişkin düzenlenmeye yer verilmiştir.

Bilindiği üzere yıllık sınırın dolup dolmadığı yılsonunda tespit edilebilir. Bir önceki yıl vekâlet ücreti limitini dolduramayan ilgili personele, anılan KHK’nin 14’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile söz konusu Yönetmelik’in 7’nci maddesi hükümleri uyarınca mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar emanetler hesabındaki limit dışı vekâlet ücretinden ödeme yapılır. Somut olayda 2014 yılı vekalet ücretinin tamamı, yılı içi vekalet ücreti henüz tahsil edilmeden, 2014 yılı Ocak ayında emanetler hesabında kayıtlı geçmiş yıllar vekalet ücretlerinden ödenmiştir.

Oysa yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden ve yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, ilk olarak yılı içerisinde tahsil olunan vekâlet ücreti ilgili personele hak ettikleri oranda dağıtılmalıdır. Eğer yılı içerisinde tahsil edilen dağıtılabilir vekalet ücreti üst limiti doldurmaya yeterli olmaz ise; emanetler hesabında kayıtlı bulunan geçmiş yıllardan devreden vekalet ücreti, izleyen yılın Ocak ayı sonuna kadar limitin doldurulamadığı, mali yılın katsayıları esas alınarak üst limiti doldurmasına yetecek oranda dağıtılabilir.

Bahse konu yanlış uygulama nedeniyle yıllar itibariyle devrederek gelen ve üçüncü bütçe yılı sonunda idare bütçesine gelir kaydedilmesi gereken avukatlık vekâlet ücretleri gelir kaydedilmemiştir. Yapılan hatalı uygulama sonucu, vekâlet ücretlerinin ilk olarak yıl içerisinde tahsil edilen avukatlık vekâlet ücretlerinden dağıtılması yerine, geçmiş yıllar vekâlet ücretlerinin mali yılın ilk aylarında cari yıl vekâlet ücreti olarak personele dağıtılması usulü benimsenmiştir. Bu durum ise; vekâlet ücretlerinin bir sonraki yıla devretme ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Dağıtım sonrası arta kalan tutarın üçüncü bütçe yılı sonunda bütçeye gelir kaydedilebilmesi için her bütçe yılının ayrı değerlendirilmesi gerekir. Vekâlet ücretinin tahsil edildiği bütçe yılı dikkate alınmadan, sadece dağıtıma esas üst limitin dikkate alınması 659 sayılı KHK’nin 14’üncü maddesi ile çelişmektedir.

İdaresi tarafından hazırlanıp Dairemize sunulan;

"..



” şeklindeki tabloda yer verilen 2011 ve 2014 yılları arası vekâlet ücretlerinin tahsil, dağıtım ve devir tutarları incelendiğinde, 2012 ve 2013 yılı içerisinde tahsil edilen vekâlet ücretlerinin, dağıtımı yapılan vekâlet ücretlerinden fazla olduğu görülmektedir. Tabloda yer alan bilgiler, 2012 ve 2013 yıllarında üst limitten ödeme yapılması halinde bile geçmiş yıllar vekâlet ücretlerine ihtiyaç olmadığını göstermektedir. Bu durum bir sonraki yıla devreden avukatlık vekâlet ücreti kalanının yıllar itibariyle artmasından da net olarak anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle 2012 ve 2013 yılları içerisinde tahsil edilen vekâlet ücreti anılan yıllar için yeterli olduğu için 2011 yılından devreden …-TL vekâlet ücretine ihtiyaç duyulmamıştır.

Bu çerçevede 2014 yılı avukatlık vekâlet ücreti dağıtımına esas belgeler incelendiğinde ise; her ne kadar 189 sayılı İlamda, “2014 yılı avukatlık vekâlet ücreti dağıtımına esas belgeler incelendiğinde ise, yasal hükümlere aykırı olarak idareyi vekil sıfatıyla temsil etmeye yetkisi olmayan personelinde vekâlet ücreti aldığı görülmüştür. İdareyi temsile yetkili olmayan personele …-TL vekâlet ücreti dağıtıldığı hesaplanmıştır. Bahsedilen hata nedeniyle 2014 yılında dağıtılan vekâlet ücretleri, olması gerekenden fazla görünmektedir. 2014 yılında asıl dağıtılması gereken vekâlet ücreti rakımına ulaşabilmek için temsile yetkili olmayan personele ödenen … TL vekâlet ücreti tutarının, 2014 yılında ödenen toplam vekâlet ücreti tutarı olan … TL’den düşülmesi gerekmektedir. Sonuç olarak 2014 yılında dağıtılması gereken gerçek vekâlet ücreti tutarı … TL olmalıdır.” denilmekteyse de; birim amiri, hukuk müşaviri ve avukatlar dışında diğer personele ödenen …-TL tutarındaki vekâlet ücreti hakkında aynı İlamın …’uncu maddesiyle ilişilecek husus bulunmadığına karar verildiğinden, diğer bir ifadeyle bu ödeme mevzuata uygun bulunduğundan, bu tutarın 2014 yılında ödenen vekâlet ücreti toplamına dâhil edilmesi gerekir.

Yine aynı İlamda, 2014 yılı içinde tahsil edilen …-TL vekâlet ücretinin tamamı dağıtılabilir vekâlet ücreti olarak değerlendirilmiştir. Oysa bu ücretin %5’i olan …-TL bütçeye gelir kaydedilmesi gereken tutardır. Bu durumda 2014 yılı içinde tahsil edilen …-TL vekâlet ücretinden dağıtılması gereken tutar …-TL’dir.

Bu verilere göre; 2014 yılında dağıtılan vekalet ücreti tutarı …-TL’nin …-TL’si yılı içinde tahsil edilen vekalet ücretinden, geriye kalan …-TL’sinin ise 2011 yılından devreden vekalet ücretinden karşılanmış olduğu kabul edilmelidir. Bu halde de emanetler hesabında kayıtlı bulunan, 2011 yılından devredip dağıtılmadığı için üçüncü yılın sonu olan, 2014 yılı sonu itibariyle gelir kaydedilmesi gereken tutar: …-TL’dir.

Dolayısıyla 189 sayılı İlamdaki 2011 yılından devredip dağıtılmadığı için üçüncü yılın sonu olan 2014 yılı sonu itibariyle gelir kaydedilmesi gereken vekalet ücreti tutarının …-TL olduğu yönündeki tespit hatalıdır.



Emanetler hesabında bulunan bu tutarın gelir kaydedilmemesinin kamu zararına yol açıp açmadığı meselesine gelince;

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinin değişik birinci fıkrasında, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere kamu kaynağı kavramı kamu zararı tanımında önem arz etmektedir.

5018 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde ise, “Kamu kaynakları: Borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dâhil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerler,” şeklinde tanımlanmıştır.

Söz konusu tanımda; “..gelirler, taşınır ve taşınmazlar” denilerek kamu kaynağını oluşturan değerlerin bir kısmı sayıldıktan sonra “hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerler” denilmek suretiyle kamu kaynağının kapsamı genişletilmiştir. Esasında cümlenin sonunda yer alan, “hesaplarda bulunan … her türlü değerler” kamu kaynağını tek başına tanımlamaya yeterlidir. Buradaki hesaplardan kasıt 5018 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinde ifade edilen kamu hesaplarıdır. Kamu hesaplarının kapsamı ise anılan Kanun’un 49’ uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre; kamu idarelerinin gelir, gider ve varlıkları ile malî sonuç doğuran ve öz kaynağın artmasına veya azalmasına neden olan her türlü işlemlerle garantiler ve yükümlülüklerdir.

Bu hüküm gereği kamu hesapları, Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nde çerçeve hesap planından, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin görev, faaliyet alanları ve kurumsal ihtiyaçları ve mali yönetimin bilgi ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan Genel Yönetim Detaylı Hesap Planından ve çerçeve hesap planı ile detaylı hesap planı çerçevesinde oluşturulan kamu idaresi detaylı hesap planından, kamu kaynakları da bu hesap planlarına kaydedilen tüm değerlerden oluşmaktadır.

Hesap planlarının kapsamına; varlık ve yükümlülükler, yılları gelir ve gider unsurları, bilgi hesapları (nazım değerler) dahil hepsi, diğer bir ifadeyle kamu idarelerinin, muhasebenin tanımında ifadesini bulan para ve para ile ifade edilen bütün değerleri girmektedir. Dolayısıyla kapsam, en likit değer paradan başlayarak, kayda alınmasından maksat bilgi olan nazım değerlere kadar her şeyi kapsamaktadır. Emanet, teminat, borç, alacak, taşınır, taşınmaz, gelir veya başka bir niteliğinin olması önemli olmayıp, bir şekilde kamu idaresi hesabına kaydedilen ve kurumun yönetim ve kullanımında olan her değer kamu kaynağıdır. Kamu hesaplarına giren bütün değerler; ister doğrudan kamu idaresinin malvarlığına dahil değerler olsun, ister kamu idaresinin geçici olarak uhdesinde bulunan değerler olsun her durumda kamu idaresinin yönetim ve sorumluluğu altındadır. Bu değerlerde meydana gelecek olumsuz değişim kamu idaresinin mal varlığını doğrudan azaltacağı gibi, geçici olarak uhdesinde bulunan emanet, teminat ve benzeri değerlerde meydana gelecek değişim de kamu idaresi tarafından tazmin edileceğinden, yine kamu idaresinin kaynaklarında olumsuz etkiye yol açar.

Kamu zararı açısından kamu kaynağının ne olduğunun belirlenmesi yanında, bu kaynakta meydana gelen değişimler daha önemlidir. Çünkü kamu zararı, kamu kaynağındaki olumsuz değişimden ileri gelmektedir. Kamu görevlisinin karar, eylem ve işlemleri ile kamu kaynağındaki değişimi, artışa engel veya azalmaya neden olmak suretiyle olumsuz etkilemesi halinde kamu zararı söz konusudur. Kamu kaynağında artışa engel olma gelir getirici bir işlemin hiç yapılmaması veya noksan yapılmasından ileri gelebileceği gibi, doğrudan aktifi artıracak bir mali işlemin hiç yapılmaması veya noksan yapılması şeklinde de olabilir. Kamu kaynağında azalış ise bir giderin fazla veya tamamen haksız yapılması veya yükümlülüklerde yersiz veya fazla artışa sebep olmak suretiyle kamu kaynağında azalışa neden olunması şeklinde olabilir.

Yukarıda açıklandığı üzere emanet hesaplarda bulunan parasal değer idarenin yönetim ve kullanımında olduğu için kamu kaynağıdır. Ancak, bu kamu kaynağında mevzuata aykırı bir azalış meydana gelmesi durumunda kamu zararı oluşur. Aksi durumda kamu zararı meydana gelmez. İdarenin yönetim ve kullanımında olan bir kamu kaynağının değişik muhasebe hesaplarında kayıtlı olması o kaynağın azaldığını veya artışına engel olunduğunu göstermez. Kamu kaynağı kapsamında olan bir değere ilişkin muhasebe kayıtlarındaki hatalı kayıt veya yapılması gerektiği halde yapılmamış muhasebe kaydı yapılacak bir düzeltme kaydı ile giderilmiş olur. Dolayısıyla emanetler hesabında kayıtlı bulunan 2011 yılına ait dağıtılmayan vekâlet ücreti tutarı olan …-TL yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere belediye kasasında mevcut olduğu için 2014 yılı sonu itibariyle gelir kaydedilmemesi kamu zararı oluştuğunu göstermez. Kasada ve idarenin kullanımına hazır bu değerin muhasebe kayıtlarında yapılacak bir düzeltme ile gelir hesaplarına kaydı mümkündür.

Nitekim söz konusu tutarı da içeren ve 2018 yılına devreden vekâlet ücreti toplamı …-TL sonradan da olsa sorumluların dilekçeleri ekinde yer alan … tarihli ve … yevmiye no.lu muhasebe işlem fişiyle 333- Emanetler hesabından çıkarılarak gelir hesabına aktarılmıştır.

B)- Mali yıl içerisinde idare lehine karara bağlanmış ve tahsil edilmiş avukatlık vekâlet ücretlerinden gelir kaydedilmesi gereken % 5’lik kısmın gelir kaydedilmediği görülmüştür.

Bilindiği üzere Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde, yılı içerisinde tahsil edilen vekâlet ücretinin %5’lik kısmının bütçeye gelir kaydedileceği hükme bağlanmıştır.

Anılan Yönetmelik hükmüne göre; 2014 yılında tahsil edilen vekâlet ücreti tutarı …-TL olduğundan, bu tutarın %5’i olan …-TL’nin gelir kaydedilmesi gerekir idi. Ancak emanetler hesabında kayıtlı olan bu tutarın gelir kaydedilmemesi ile (A) bendinde açıklanan gerekçeyle kamu zararı oluşmamıştır.

Kaldı ki bahse konu tutar sonradan da olsa sorumluların dilekçelerinin ekinde yer alan … tarihli ve … yevmiye no.lu muhasebe işlem fişi ile 333- Emanetler hesabından çıkarılarak gelir kaydedilmiştir.

Sonuç olarak;

Açıklanan gerekçelerle, emanetler hesabında kayıtlı olan avukatlık vekâlet ücretlerinden 2011 yılından 2014 yılına devredip üçüncü yılın sonunda gelir kaydedilmesi gereken …-TL ile 2014 yılı içerisinde tahsil edilen vekâlet ücretinden gelir kaydedilmesi gereken % 5 lik kısım olan …-TL’nin toplamından oluşan …-TL belediyenin emanet hesabında kullanımında bulunduğu için kamu zararı oluşmamıştır.

Ayrıca bahse konu tutar sorumluların dilekçelerinin ekinde yer alan .. tarihli ve … yevmiye no.lu ve … tarihli ve … yevmiye no.lu muhasebe işlem fişleriyle 333- Emanetler hesabından çıkarılarak gelir hesabına kaydedilmiştir.

Bu nedenle, … sayılı İlamın ..’inci maddesiyle verilen …-TL’ye ilişkin tazmin hükmünün Muhasebe Yetkilisi (Mali Hiz. Dairesi Baş.) … ve Diğer Sorumlular: (Giderler Şub. Müd.) …, (Giderler Şub. Müd.) …, (1. Hukuk Müşaviri) … ile ( İcra Takip Müd.) …’nün uhdelerinden kaldırılmasına 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’nci maddesi uyarınca Ek İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy

Daire Başkanı … ve Üye …’ın karşı oy gerekçeleri;

Anılan İlamın …’inci maddesinin (A) bendine konu edilen, 2011 yılından 2014 yılına devreden ve bu yıl sonunda gelir kaydedilmesi gereken vekâlet ücreti tutarının hesabında hata yapıldığı, bu tutarın …-TL değil, …-TL olduğu yönündeki çoğunluk görüşüne katılmakla birlikte,

Emanetler hesabında kayıtlı olan değerler idarenin varlığı olarak değerlendirilemeyeceğinden, üçüncü yılın sonu itibariyle idarenin varlığı haline gelen ve bu nedenle de gelir kaydedilmesi gereken …-TL’nin emanetler hesabında tutulmasıyla kamu zararına neden olunmuştur.

Ancak bu tutarı da içeren 2018 yılına devreden vekalet ücreti toplamı …-TL’nin … tarihli ve … yevmiye no.lu muhasebe işlem fişiyle 333-Emanetler hesabından çıkarılıp gelir kaydedilmesiyle, bahse konu kamu zararı tutarı …-TL ilamın hüküm tarihi olan … tarihinden sonra tahsil edilmiştir.

Yine söz konusu İlam maddesinin (B) bendine konu edilen, 2014 yılı vekalet ücreti tutarının % 5’lik kısmı olan … -TL’nin gelir kaydedilmeyip 333-Emanetler hesabında tutulmasıyla da kamu zararına neden olunmuştur.

Fakat bahse konu tutar da … tarihli ve … yevmiye no.lu muhasebe işlem fişiyle 333-Emanetler hesabından çıkarılarak gelir kaydedilerek İlamın hüküm tarihi olan … tarihinden önce tahsil edilmiştir.

Bu nedenle, anılan ilam maddesiyle verilen toplam …-TL’nin,

Maddi hata içeren …-TL’si ile hüküm tarihinden önce tahsil edilen …-TL’sinin toplamından oluşan … -TL’sine ilişkin tazmin hükmünün sorumluların uhdelerinden kaldırılmasına,

Geriye kalan …-TL’si ise … tarihli ve … yevmiye no.lu muhasebe işlem fişiyle ilamın hüküm tarihi olan … tarihinden sonra tahsil edildiğinden ilamın infazı mahiyetinde olan bu tahsilat için ise yapılacak işlem bulunmadığına,

Karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.