Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2017
Dairesi 6
Karar No 655
İlam No 166
Tutanak Tarihi 11.4.2019
Kararın Konusu Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar



Özel hizmet tazminatı ve ek ödeme

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;

Destek Hizmetleri Müdürü görevine vekâleten atanan asilde aranan şartları taşımayan Şef …’a vekâlet ettiği bu göreve ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin ödendiği görülmüştür.

04.07.2009 tarihli ve 27278 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in;

(Değişik: RG-7/5/2014-28993) 5’inci maddesinde;

“(1) Görevde yükselmeye tabi kadrolar aşağıda belirtilmiştir:

a) Yönetim hizmetleri grubu;

1) Müdür, şube müdürü,

…”

(Başlığı ile birlikte değişik: RG-7/5/2014-28993) 6’ncı maddesinde;

“(1) Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aşağıdaki genel şartlar aranır.

a) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

b) Bu Yönetmelik kapsamındaki kadrolara atanabilmek için son müracaat tarihi itibariyle 5 inci maddede öngörülen alt görevlerde toplam en az bir yıl çalışmış olmak. Ancak yeni kurulan mahalli idarelerde ilk yıl bu süre şartı aranmaz.”

(Değişik: RG-7/5/2014-28993) 7’nci maddesinde;

(1) 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.

a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;

1) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,

2) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,



gerekir.”

hükümlerine yer verilmiştir.

Görüldüğü üzere anılan Yönetmeliğin zikredilen hükümlerine göre, “Müdür” kadrosuna atanabilmek için görevde yükselme sınavında başarılı olma genel şartı dışında ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanun’un 68’inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşıma ve fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma şartlarının da sağlanması gerekmektedir.

27.12.2016 tarihli ve 2016/9670 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 1’inci maddesi ile 2017 yılında da uygulanmasına devam edilen 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na ekli “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar”ın “Vekâlet” başlıklı 9’uncu maddesinde de aynen;

“(1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekâlet ettirilenlere;

aa) Vekâletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

bb) Vekâletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,

cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları,

kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.

2) aa) Esas ve usule ilişkin olarak yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara,



vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmez.”

denilerek genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımayan vekillere vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatların ödenmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 9’uncu maddesinin beşinci fıkrasında da, “Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Cumhurbaşkanınca atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir. Ancak, mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere bu şekilde ödeme yapılmaz.” denilerek vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde aradaki farkın ödeneceği hükme bağlanmıştır.

“Destek Hizmetleri Müdürü” görevine vekâleten atanan … ise; bu göreve asaleten atanmada aranan özel şartlardan biri olan, fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma şartını taşımamaktadır. Bu nedenle de vekâleten yürüttüğü bu göreve ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin kendisine ödenmesi anılan mevzuat hükümlerine aykırıdır.

Her ne kadar sorumluların savunmalarında, Anayasa’nın 18’inci maddesinde angaryanın yasak olduğunun hükme bağlandığı, fiilen yürütülen görev nedeniyle özel hizmet tazminatı ve ek ödeme adı altında olmasa da bunlara eş değer bir tazminat ödenmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de; Anayasa Mahkemesinin 29.01.2014 tarihli ve 28897 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14/1/2014 tarihli ve 2013/5062 Başvuru Numaralı Kararı’nda bir görevin aylık ödenmeden vekâleten yürütülmesi uygulaması angarya olarak kabul edilmemiş ve Anayasa’ya aykırı görülmemiştir.

Yine yapılan ödemenin ahizi olup aynı zamanda da ödemede Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan … tarafından gönderilen savunmada, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/403 Esas-2012/47 no.lu kararı emsal gösterilerek yapılan ödemenin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmüşse de; aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması, kararlar kesinleşmiş dahi olsa, mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 78’inci maddesinin ikinci fıkrasında, adli, idari ve askeri mahkemelerce verilen hükümlerin, Sayıştayın denetim yapmasına ve hükme bağlamasına engel olamayacağı hükme bağlanmıştır.

Ayrıca … savunmasında, Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/104 sayılı kararındaki gerekçeye atıf yaparak yapılan ödemenin hukuka uygun olduğunu savunmakta ise de, Anayasa Mahkemesinin bahse konu kararında vekâlet aylığının dolu kadroya vekâlet halinde ödenip, boş kadroya vekâlet halinde ödenmemesinin hukukun eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir. Olayda böyle bir durum söz konusu değil, çünkü dolu kadroya vekâlet halinde özel hizmet tazminatı ve ek ödeme farkı zaten ödenmemektedir.

Yine sorumluların savunmalarında, 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde tanımlanan kamu zararının oluşması için kasıt, kusur veya ihmallerinin bulunması gerektiği, somut olayda kasıt, kusur veya ihmallerinden bahsedilemeyeceği belirtilmekte ise de; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kamu zararı sayılmış olup, sorumluların yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerini dikkate almadan ödeme yapmaları nedeniyle kusurlu oldukları açıktır.

Muhasebe Yetkilisi …’ın savunmasında ise; belediyelerinin üzerinde yapılan yoğun denetim nedeniyle ödeme emri belgelerini düzenleyen ilgili personelin imza atmaktan kaçındığı, personelin mağdur edilmemesi amacıyla maaş ödemelerine ilişkin ödeme emri belgelerindeki bu imza eksikliği bilinerek ödemelerin yapıldığı belirtilmekte ise de; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 61’inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, muhasebe yetkilisinin ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde yetkililerin imzasını kontrol etmekle yükümlü olduğu belirtildikten sonra altıncı fıkrasında bu kontrol yükümlülüğünden dolayı sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır. 14.06.2007 tarihli ve 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında da ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisinden sadece birinin imzası varsa, muhasebe yetkilisinin, imzası bulunan görevliyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine karar verilmiştir.

Bu itibarla, Destek Hizmetleri Müdürü görevine vekâleten atanan asilde aranan şartları taşımayan Şef …’a vekâlet ettiği bu göreve ait özel hizmet tazminatı ve ek ödemenin ödenmesi sonucunda neden olunan kamu zararı tutarı …-TL’nin,

…-TL’sinin Harcama Yetkilisi (Tesisler Müd. V.) … ile ödeme emri belgesinde Gerçekleştirme Görevlisinin imzasının varlığını aramadan ödeme yapan Muhasebe Yetkilisi (Mali Hizmetler Müd.V.) …'a,

…-TL’sinin Harcama Yetkilisi (Destek Hizmetleri Müd. V.) … ile ödeme emri belgesinde Gerçekleştirme Görevlisinin imzasının varlığını aramadan ödeme yapan Muhasebe Yetkilisi (Mali Hizmetler Müd. V.) …'a

Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği hüküm tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ödettirilmesine,

Düzenlenen sorguda … Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla, Belediye Başkanı Vekili … ise vekâleten atama işlemini imzaladığı gerekçesiyle kamu zararından sorumlu tutulmuşsa da, …’in ödeme emri ve eki belgelerde imzasının bulunmaması, …’ın ise; imzaladığı vekâleten atama işleminin ücret veya zam ve tazminat ile ek ödeme farkı ödenmesi yönünde bir ifade içermemesi nedeniyle harcama sürecinde yer almadıkları değerlendirildiğinden, bahse konu zarardan sorumlu tutulmamalarına,

Anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.