Kamu İdaresi Türü Özel İdareler
Yılı 2013
Dairesi 1
Karar No 10752
İlam No 402
Tutanak Tarihi 30.4.2019
Kararın Konusu Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar



… sayılı ek ilamın …’inci maddesiyle tazminine hükmolunan konuyla ilgili olarak Temyiz Kurulu’nun … tarihli ve … tutanak numaralı bozma kararları üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.

… sayılı ek ilamın …’inci maddesiyle, ... İl Özel İdaresi personeline yapılan yiyecek yardımının yemek verme yerine para ile temsil edilen araçlar (ticket) vasıtasıyla, … A.Ş.’den satın alma yolu ile verilmesi sonucu oluşan … TL kamu zararı için tazmin hükmü verilmişti.

Sorumlularca bu hükmün temyiz edilmesi neticesinde Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen … tarihli ve …tutanak numaralı kararlarda;

“… Sorumluluk yönünden incelenmesi neticesinde;

İhaleyi gerçekleştiren ihale komisyon başkan ve üyelerinin de harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumluluğa dahil edildiği görülmüştür.



Söz konusu mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde usulüne uygun olarak yürütülen ve tamamlanan ihale sürecinde ihale komisyonu başkan ve üyelerinin sorumluluklarının bulunmadığı, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve Kanun çerçevesinde yapmaları gereken işlemlerden harcama yetkililerinin sorumlu oldukları, gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluklarının ise 5018 sayılı Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemler ile sınırlı olduğu belirtildiğinden ve söz konusu görevlilerin giderlerin kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olması hususunda sorumlu oldukları yönünden bir düzenlemeye yer verilmediğinden dolayı temyiz konusu hususta ihale yetkilisinin (harcama yetkilisi) tek başına sorumlu tutulmasının gerektiği düşünülmektedir.

Esas yönünden incelenmesi neticesinde ise;



Bu itibarla yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri doğrultusunda sorumlu iddialarının kısmen kabul edilerek, kamu zararının personele yapılan yemek yardımının yarısı olacak şekilde yeniden hesaplanmasını teminen … no.lu ek ilam ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK DAİRESİNE TEVDİİNE, oy çokluğuyla,”

denilmektedir.

Dosyanın tekrar tekemmül etmesinden sonra yapılan yargılama sonucunda düzenlenen … tarihli ve … sayılı ek ilam ile … TL kamu zararına ilişkin olarak tekrar tazmin hükmü verilmiştir. Sorumluların bu hükmü de temyiz etmeleri sonucunda Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen … tarihli ve … tutanak numaralı bozma kararlarında ise;

“Esasa İlişkin Olarak;

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212’nci maddesinde:

“Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.” hükmüne yer verilmiş ve bu hüküm uyarınca hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, Devlet Memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde, bu Yönetmeliğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında uygulanacağı; “Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde, yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulamayacağı; “Yardımın Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği, yemek servisi, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir.

Söz konusu ödemenin dayanağı olarak gösterilen Yönetmelik’te yer alan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, 657 sayılı Kanun’a tabi İl Özel İdaresi personeline yapılacak yiyecek yardımının kupon, kart, fiş, ticket gibi para temsili araçlar sağlanarak dışarıdan temin edilmesi şeklinde yapılması mümkün değildir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde, mal veya hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinin bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun’un tanımlar başlıklı 4’üncü maddesinde de, “Bu Kanunun uygulanmasında Hizmet: Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, .. ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

İhale dokümanında yer alan bilgilere göre, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması, Kamu İhale Kanunu’nun yukarıya alınan hizmet tanımı kapsamında bulunmamaktadır.

5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi 1. fıkrasında kamu zararı tanımlanmış, 2. fıkrasında da bu zararın belirlenmesinde esas alınacak kriterler düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanun’da, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” işlemi de kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden birisi olarak sayılmıştır. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması ile ilgili … işlemi, Yiyecek Yardımı Yönetmeliği ve Kamu İhale Kanunu’na aykırı olduğundan, bu işlem neticesi yapılan ödeme, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme mahiyetindedir. Ayrıca, müteahhit ve … memurlarına yapılan ödeme işlemi neticesinde de kamu kaynağında azalma meydana gelmiş ve kamu zararı oluşmuştur.

Bu nedenlerle, konunun esası ile ilgili olarak ihale bedelinin tamamına tazmin hükmü verilmesinin mevzuata uygun olduğu,

Sorumluluk Yönünden incelenmesi neticesinde;



Usulüne uygun olarak yürütülen ve tamamlanan ihale sürecinde ihale komisyonu başkan ve üyelerinin sorumluluklarının bulunmadığı, kamu zararından sorumlu olmamaları gerektiği; ödeme emrini imzalayan gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin sorumlu olması gerektiği anlaşılmıştır.

Bu itibarla, 1. Daire tarafından … sayılı Ek İlam ile … TL. ye ilişkin verilen tazmin hükmünün BOZULARAK, kararı veren Daireye gönderilmesine), Oyçokluğu ile,”

Denilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212’nci maddesinde; “Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tesbit olunur.” hükmüne yer verilmiş ve bu hüküm uyarınca hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, Devlet Memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde, bu Yönetmeliğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar hakkında uygulanacağı; “Yardım Şekli” başlıklı 3’üncü maddesinde, yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulamayacağı; “Yardımın Şartları” başlıklı 5’inci maddesinde; Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği, yemek servisi, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir.

Söz konusu Yönetmelik’te yer alan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, 657 sayılı Kanun’a tabi personele yiyecek yardımının kupon, kart, fiş, ticket gibi para temsili araçlar sağlanarak dışarıdan temin edilmesi şeklinde yapılması mümkün değildir.

Yine, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde, mal veya hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinin bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde de, “Bu Kanunun uygulanmasında Hizmet: Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, .. ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

Maddede yer alan “yemek hazırlama ve dağıtım” ifadesinin, Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 3’üncü maddesinde yer alan yemek verme hizmetinin yine bu amaçla kurulan yemek servisi, yardım sandığı veya bu mahiyetteki kuruluşun dışarıda veya kurumun bina ve eklentilerinde yapacağı yemek hazırlama ve dağıtım hizmetlerini kapsadığı, bunun dışarıda para temsili araçları kapsamadığı ayni bir yardım olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 4734 sayılı Kanunda yer alan hükme aykırı olarak, personele ayni olarak verilmesi öngörülen yiyecek yardımının kupon, kart, fiş, ticket gibi para benzeri temsil araçlarla dışarıdan hizmet alım ihalesi yoluyla temin edilmesi imkanı bulunmamaktadır.

5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin 1’inci fıkrasında kamu zararı tanımlanmış, 2’nci fıkrasında da bu zararın belirlenmesinde esas alınacak kriterler düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanun’da, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden birisi olarak sayılmıştır.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması ile ilgili idare işlemi, Yiyecek Yardımı Yönetmeliği ve Kamu İhale Kanununa aykırı olduğundan, bu işlem neticesi yapılan ödeme, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme mahiyetindedir. Bu nedenle ... A.Ş.’ye yapılan ödemelerden, yemek yiyen personelden Bütçe Uygulama Talimatı hükümleri uyarınca kesilen miktar düşüldükten sonra kalan tutarın tamamı kamu zararı niteliğindedir.

Diğer taraftan, yapılan ödemelerden 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesi ile “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ödeme emri belgesini imzalayan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sorumludur. Usulüne uygun olarak yürütülen ve tamamlanan ihale sürecinde ihale komisyonu başkan ve üyelerinin ise sorumlulukları bulunmamaktadır.

Bu itibarla, Temyiz Kurulu’nun … tarihli ve … tutanak numaralı bozma kararları doğrultusunda, ... İl Özel İdaresi personeline yiyecek yardımının yemek verme yerine para ile temsil edilen araçlar (ticket) vasıtasıyla, …’den yapılması sonucu oluşan ve ayrıntısı aşağıdaki tabloda gösterilen toplam … TL kamu zararının;

… TL’sinin; Harcama Yetkilisi … ile Gerçekleştirme Görevlisi …’a,

… TL’sinin ise Harcama Yetkilisi … ile Gerçekleştirme Görevlisi …’a,

müştereken ve müteselsilen,

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine,

(Üye …’nün; “... İl Özel İdaresi personeline yiyecek yardımının yemek verme yerine, para ile temsil edilen araçlar (ticket) vasıtasıyla ... A.Ş’den yapılması nedeniyle Dairemiz tarafından ... tarihinde, yapılan ödemenin tamamı için tazmin hükmü verilmiş, ... sayılı Ek ilam ile verilen bu tazmin hükmüne karşı sorumluların temyiz talebinde bulunması üzerine, Temyiz Kurulunca … tarih ve … sayılar ile bu konu hakkında, ihale yetkilisinin (harcama yetkilisi) tek başına sorumlu tutulması ve kamu zararının personele yapılan yemek yardımının yarısı olacak şekilde yeniden hesaplanması gerektiği gerekçesiyle daire kararını bozmuştur. Ancak Birinci Daire tarafından … tarihinde yapılan yargılamada gerek tazmin miktarında gerekse sorumlular noktasında değişiklik yapılmadan ilk kararında ısrar etmiştir. Sorumluların tekrar temyiz talebinde bulunması üzerine, Temyiz Kurulunca … tarih ve … tutanak sayılı kararla, konunun esası ile ilgili olarak daire kararı doğrultusunda ihale bedelinin tamamına tazmin hükmü verilmesinin mevzuata uygun olduğuna karar verilmiş, sorumluluk açısından da ihale sürecinde ihale komisyonu başkan ve üyelerinin sorumluluklarının bulunmadığına, ödeme emrini imzalayan gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin sorumlu olması gerektiğine karar verilerek daire kararı bozulmuştur. Temyiz Kurulunun hem sorumluluk, hem de esas açısından iki farklı karar verdiği görülmektedir.

Esasen Sayıştay Temyiz Kurulunca bu konuda öteden beri farklı kararlar verildiği, kararlarda henüz bir istikrarın bulunmadığı, konu hakkında sorumluları ve daireleri bağlayıcı içtihadı birleştirme kararının da bulunmadığı bilinmektedir. Oysa hukukun objektif, belirli ve öngörülebilir olması gerekir.

Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM. Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).

AİHM, içtihat farklılıklarının yargı sistemlerinin doğal bir sonucu olduğunu kabul etmekle birlikte yüksek mahkemelerin görevinin bu çelişkileri düzeltmek olduğunu ve şayet çelişkili uygulama yüksek mahkemenin bünyesinde gelişiyorsa bu durumun toplumun adli sisteme olan güvenini azaltarak hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceğini belirtmiştir ( AİHM: Çelebi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 582/05, 9/2/2016, § 55) Yine AİHM, mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşımı sürdürülememesinin reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişimin, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmeyeceğini kabul etmektedir. (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).

Sayıştay yargısı açısından ilk derece mahkeme niteliğindeki dairelerce yiyecek yardımları hakkında verilen farklı kararlar yargı sisteminin doğal bir sonucudur. Zira hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden fazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceği ilk derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Ancak Temyiz Kurulu Sayıştay dairelerince verilen ilamların son hüküm merciidir. Bu niteliği nedeniyle Temyiz Kurulunca aynı konuda uzun süredir farklı kararlar veriliyor olması, sorumluların Sayıştay yargısına olan güvenini azaltarak hukuki güvenlik ilkesini zedeleyecek bir nitelik almıştır. Yargıya olan güveni muhafaza etme bakımından kararlarda belli bir istikrar sağlaması beklenir. Bu itibarla içtihat değişikliği tek başına adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaz ise de bu değişiklik ile benimsenen yeni yaklaşımın benzer uyuşmazlıklarda tutarlı olarak uygulanması gereklidir. Temyiz Kurulunun ilk bozmasıyla benimsemiş olduğu kanuna veya usule ait hükümlere aykırı şekilde ikinci bir bozma kararı vermesi, usul hükümleriyle hedef tutulan istikrarı da zedeler.

Hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).

Temyiz Kurulunca farklı kararlar verilmesine sebep olacak derecede yoruma açık söz konusu mevzuat karşısında henüz kamu idarelerini ve sorumluları bağlayıcı bir içtihadı birleştirme kararı da verilmediği göz önünde bulundurulduğunda, bu yorumlardan birini tercih ederek ödeme yapan sorumlular hakkında tazmin hükmü vermek hakkaniyet ve hukuk kuralları ile bağdaşmaz. Kaldı ki mevzuattaki bu müphemlik 20/11/2017-2017/11180 tarih ve sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile giderilmiş, ilgili yönetmeliğin 3. Maddesi “Yiyecek yardımı sadece yemek verme şeklinde yapılır. Bu yardım, nakten veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamaz” şeklinde değiştirilmiştir. Bu düzenleme ile ihtilaf giderildiğinden, değişiklik öncesi yoruma müsait mevzuat göz önünde bulundurularak değişiklik tarihine kadar yapılan ödemelerin kamu zararı olarak kabul edilmemesi uygun olur.

Ancak 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin sekizinci fıkrasında;

“Daire ilk kararında ısrar eder ve bu ısrar üzerine temyiz olunarak tekrar Temyiz Kurulunca bozma kararı verilirse daire bu karara uymak zorundadır” denilmektedir. Daire ilk kararında ısrar etmiş, ısrar üzerine Temyiz Kurulunca tekrar bozma kararı verilmiştir. Bu noktada artık dairenin Temyiz Kurulu kararına uyması gerekir. Aksi taktirde yargılama sonsuza kadar devam eder. Bir noktada durmak ve ihtilafı kesin olarak gidermek için kanun koyucu daireye kararında bir defa direnme hakkı tanımıştır.

Bu aşamada, temyiz kurulunun bozma kararı üzerine daireye gelmiş bir konuda, dairenin temyizin bozma gerekçeleri ile bağlı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Mevcut olayda temyiz kurulu dairenin ilk kararını hem esas hem de sorumluluk, açısından yeniden görüşülmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. Daire bu bozma kararına direnmiş, sorumlular dairenin direnme kararını tekrar temyiz etmiştir. Konuyu ikinci defa görüşen temyiz kurulu, bu defa esas itibariyle daire kararına katılmakla birlikte, sorumluluk açısından eksik inceleme yapıldığı gerekçesi ile bozma kararı vermiştir. Bir başka ifadeyle Temyiz incelemesi sırasında, temyiz kurulu mevzuatın yorumunda daireden farklı bir sonuca ulaşmamış sadece sorumlularla sınırlı tereddüde düşmüştür. Esasen adli ve idari yargıdan farklı olarak Sayıştay yargısında temyiz kuruluna onama ve bozma yanında işin esasına girerek konuyu daireye geri göndermeden ‘kaldırma kararı’ verme yetkisi de tanınmış olmasına (ve sorumluların konunun esasına dönük temyiz talepleri olmasına) karşın temyizin kaldırma kararı vermeyip belli hususlarla sınırlı bozma kararı vermiş olması da temyizin esas itibariyle daire kararına katıldığını göstermektedir. Bu aşamada temyiz kurulunca daire kararı hukuka uygunluk açısından yerinde bulunmuş olduğundan bir anlamda konu bazında karar onanmış ve bu açıdan kesinleşmiş sayılır. Yani konu esas açısından bozmanın kapsamı dışındadır. Temyiz kurulu verdiği sınırlı bozma kararıyla, bir anlamda dairenin yeniden başa dönerek karar vermesini de engellemiş olmaktadır. Dolayısıyla, temyize sunulan belgeler dışında yeni bir belge ve iddia da bulunmadığından esasa ilişkin hukuki durumda da öncekine nazaran değişen bir şey yoktur. Hal böyle olunca daire bozma kararı dışında kalmak suretiyle ilamın kesinleşen kısımları hakkında yeniden inceleme yapıp yeni bir karar vermemelidir.

Dairede yapılacak yeni yargılama ve inceleme neticesinde, çeşitli sebeplerle, önceki hükümden farklı bir sonuca varılması mümkündür. Gerçi karardaki çoğunluk temyiz kurulunun son kararına uymuştur. Ancak farzı mahal, hukuk kurallarının uygulanması eğer böyle bir sonuca ulaşmayı gerekli veya haklı kılıyorsa bu takdirde, hakkın özünün, şekle feda edilmemesi gerektiği düşünülebilir. Ancak dairenin bozma kararı ile bağlı olmadan kararı her yönüyle tekrar görüşmesi, daireyi temyiz kurulunun üzerinde bir kurul konumuna çıkaracağı gibi, dairece re’sen yargılamanın iadesine gidilmiş gibi bir sonuç da doğurur. Oysa yargılamanın iadesinin şartları bellidir. Temyiz olağan bir kanun yolu olup, temyizin bozması üzerine verilecek karar, yargılama sürecinin bir parçası olup henüz kesinleşmemiş bir hükmün kesinleşmesini sağlar. Oysa yargılamanın iadesi kesinleşmiş bir hüküm için başvurulabilecek olağan üstü bir kanun yoludur.

Şeklin esasa galip gelmesi veya hakkın şekle feda edilmesi gibi bir tereddüte gelince, dairenin bu aşamada vereceği hükmün yeniden temyiz edilmesini engelleyici bir hüküm bulunmadığı gibi, temyiz kurulunun da konuyu esasa girip görüşerek kaldırma kararı vermesini engelleyici bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu itibarla konu esasa girilerek kaldırılacaksa da bu yetkiyi Temyiz Kurulu’na bırakmak yargı hiyerarşisi açısından daha uygun olur.

Sonuç olarak esasen yapılan ödemelerin kamu zararı olarak kabul edilmemesi gerekmekte ise de, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin sekizinci fıkrası gereği Temyiz Kurulu kararı doğrultusunda hüküm vermek gerekir.” şeklindeki farklı görüşüyle) ve

Üye … ’in; “6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Temyiz” başlıklı 55’inci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarında yer alan; “Temyiz Kurulu temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik eder, bozar ya da Kurul üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırır. Bozma halinde evrak, yeniden karar bağlanmak üzere o kararı veren daireye gönderilir.

Daire ilk kararında ısrar eder ve bu ısrar üzerine temyiz olunarak tekrar temyiz kurulunca bozma kararı verilirse daire bu karara uymak zorundadır.” hükümleri uyarınca Temyiz Kurulu’nun … tarihli ve … tutanak numaralı ikinci bozma kararları doğrultusunda, yukarıdaki çoğunluk görüşünde olduğu gibi doğru, yerinde ve mevzuata uygun şekilde hüküm verilmiştir. Bu karar ile hüküm kesinleştiğinden artık Kanunumuzun 55’inci maddesine göre yeniden temyiz yolu ile Sayıştay Temyiz Kurulunca başvurulmasına olanak bulunmamaktadır.” şeklindeki ilave görüşüyle),

Anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca işbu ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle,