Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2014  
Dairesi 5  
Dosya No 43138  
Tutanak No 45345  
Tutanak Tarihi 21.11.2018  
Kararın Konusu Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar İlgili Daire Kararı için tıklayın



Konu: Sosyal Denge Tazminatı.

1) 90 sayılı ilamın 1 inci maddesi ile Belediyede çalışan memur ve sözleşmeli personele, süre ve mali açıdan mevzuatın gerektirdiği koşulların var olmamasına rağmen 10.01.2014 tarihinde imzalanan toplu sözleşmeye dayanılarak sosyal denge tazminatı ve bayram ikramiyesi ödenmesi neticesinde oluşan ... TL tutarında kamu zararının, tazminine hükmolunmuş;

Sorumluların 90 sayılı ilamın 1’inci maddesinde yer alan tazmin hükmü ile ilgili temyiz talebinde bulunmaları sonucunda, Sayıştay Temyiz Kurulunun 28.12.2016 tarih ve 42520 tutanak sayılı;

“30.03.2014 tarihinde mahalli idareler seçimi yapılması hususu açık olmasına rağmen 2014 yılının bütününü içerir toplu iş sözleşmesini imzalayan ... Belediye Başkanı ...’in 30.03.2014 tarihine kadar devam eden görevi süresince ortaya çıkan kamu zararından tek başına sorumlu tutulması gerekliliği,

Ancak adı geçen ilgilinin belediye başkanlığı görevinin sona erdiği 30.03.2014 tarihinden sonra yapılan ödemelerden sorumlu tutulması mümkün olmadığı, ayrıca harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan görevlilerin 30.03.2014 tarihinde mahalli idareler seçimi yapılacağını bilmelerine rağmen, 10.01.2014 tarihli sözleşmeye dayanarak 30.03.2014 tarihinden sonra belediye memur ve sözleşmeli personeline sosyal denge tazminatı ödemesine devam ettikleri görülmüştür. Bu nedenle 30.03.2014 tarihinden sonra yapılan ödemelerden harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulmaları gerektiği, Bu itibarla, yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olduğu, ancak ilgilinin sorumluluğa ilişkin itirazının kısmen yerinde olduğu gerekçesiyle 90 sayılı 1.maddesindeki tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULARAK, DAİREYE GÖNDERİLMESİNE” Yönündeki kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda 301 sayılı Ek İlam ile ilk daire kararında ısrar edilerek;

Belediyede görev yapan memur ve sözleşmeli personele süre ve mali açıdan mevzuatın gerektirdiği koşullar var olmamasına rağmen 10.01.2014 tarihinde imzalanan Toplu İş Sözleşmesine dayanılarak sosyal denge tazminatı ve bayram ikramiyesi ödemesinde bulunulduğu gerekçesiyle ... TL’nin; sözleşmeyi imzalayan Üst Yönetici (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisine müştereken ve müteselsilen tazminine hükmolunmuştur.

İlamda Üst Yönetici olarak sorumlu tutulan ..., Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan …,…,…,…,…,… ile Gerçekleştirme Görevlileri …,…,… Muhasebe Yetkilileri …. ve …. adlarına Avukat …..’ın vermiş olduğu temyiz dilekçesinde özetle;

Müvekkilleri tarafından yapılan iş ve işlemlerin usulüne uygun yapıldığı, 4688 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak sözleşmenin süresi içerisinde imzalandığı, sözleşme süresi hiçbir şekilde mahalli idareler seçimini geçemeyeceğinden Belediye Başkanlığı olarak seçim süresini aşan bir sözleşmenin imzalanmadığı, 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi hükmü gereği kamu zararının oluşmadığının düşünüldüğü, sosyal denge tazminatının 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesiyle hukuki zemine kavuşturulduğu, 375 sayılı KHK’nin ek 15 inci maddesiyle de ödemenin çerçevesinin çizildiği, ayrıca, Sosyal Denge Tazminatı ödeme şartlarının neler olduğu, tutarının nasıl hesaplanacağı, bu ödemeden yararlanamayacak mahalli idare personeli belirtilerek verilen tazmin kararlarının bozulması talep edilmektedir.

Başsavcılık mütalaasında;

“…

... ... Belediyesinin 2014 yılı hesabının 5 inci Daire tarafından yargılanması sonucunda düzenlenen 2014/90 sayılı ilamın bütün maddeleri sorumlular tarafından temyiz edilmiş olup; Temyiz Kurulu 28.12.2016 tarih ve 42520 sayılı Kararında özetle; 2014 yılı Toplu iş Sözleşmesinde sosyal denge tazminatının ödenmesi hususunda hukuki imkansızlık bulunmasına rağmen söz konusu ödemelere ilişkin olarak harcama yetkililerince verilen harcama talimatlarının, imzalandığı tarihten itibaren geçerli sonuç doğurması mümkün olmayan sözleşmeye ilişkin olduğu, dolaysıyla yapılan ödemelerin mevzuata uygun olması görevinin harcama yetkililerince tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmediği, ayrıca harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan görevlilerin 30.03.2014 tarihinde mahalli idareler seçiminin yapılacağını bilmelerine rağmen, 10.01.2014 tarihli sözleşmeye dayanarak 30.03.2014 tarihinden sonra belediye çalışanlarına sosyal denge tazminatı ödemesine devam ettiklerinin görüldüğü, bu nedenle 30.03 2014 tarihinden sonraki ödemelerden harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulmaları gerektiği, bu itibarla yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olduğu, ancak ilgililerin sorumluluğa ilişkin itirazlarının kısmen yerinde olduğu, bu nedenle ilamın 1 inci maddesindeki tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozularak Dairesine gönderilmesine oy çokluğuyla karar verildiği, belirtilmektedir. Temyiz Kurulu aynı kararında, diğer maddelerle ilgili olarak da 1 inci maddede belirtilen gerekçelerle tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozularak Dairesine gönderilmesine karar vermiştir.

375 sayılı KHK’nin Ek 15 inci maddesi ve 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesi hükmü gereği, belediyeler ile sendika arasında imzalanan sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmenin imzalanabilmesi için, belediye meclis kararının alınması, sözleşme süresinin hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçmemesi, belediyenin vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşmaması şartlarının tamamının bulunması gerekmektedir. Ayrıca bu şartlardan herhangi birinin sözleşme imzalanmasından sonra ortadan kalması halinde mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz hale gelecektir.

Belediye ile sendika arasında imzalanan sözleşmenin mahalli idareler genel seçim tarihinden sonraki süre içinde uygulandığı tespit edildiğinden 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca, sözleşmenin imzalanabilmesi için gerekli olan maddede belirtilen diğer mali şartların da yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle belediye ile sendikalar arasında imzalanan söz konusu sözleşmenin mevzuata aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunmamakta olup bu çerçevede yapılan fazla ve yersiz ödemeler 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi hükmü gereği kamu zararını oluşturmaktadır.

Temyiz Kurulu kararından, 5393 sayılı Kanunun 38 inci ve 4688 sayılı kanunun 32 nci maddesi hükümleri gereği, belediyelerde yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapma yetkisinin sadece belediye başkanlarına verilmiş olmasından dolayı harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin bu sözleşmeye dayanılarak yapmış oldukları ödemelerden sorumlu tutulmamaları gerektiğine hükmedildiği anlaşılmaktadır.

Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanununun 32 ve 33 üncü maddelerinde ve ayrıca Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararında açıklanmıştır.

5018 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”

33 üncü maddesinde de; “Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükmü yer almaktadır.

Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar’ın 10 uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,

12 nci maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları, belirtilmektedir.

Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

Belediye meclisi kararına dayanılarak belediye başkanı tarafından 10.01.2014 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesi gereği sosyal denge tazminatı ve bayram ikramiyesi ödenmiştir. Bu sözleşme ödemelere dayanak teşkil ettiği için sözleşmenin mevzuata aykırı bir yönünün bulunup bulunmadığı hususunda harcama birimi ve mali hizmetler birimi tarafından ön mali kontrole tabi tutulması gerekmektedir. Kontrol sonucunda mevzuata aykırı bir durumla karşılaşılması halinde 657 sayılı Kanunun “Devlet Memurunun Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin “Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir.

Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.” hükmünün gereği harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir.

Üst yönetici tarafından imzalanan sözleşmenin süresi 31.12.2014 tarihinde sona ermektedir. Sözleşmeyle belirlenen bu süre mevzuat gereği mahalli idareler seçimine kadar olacağı ve bu tarihten sonra sözleşme hükümsüz kalacağından seçim tarihi olan 30.03 2014 tarihinden sonraki ödemelerden seçilemeyen ve artık kamu görevlisi olmayan belediye başkanının (üst yönetici) sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde 2014 yılı içerisinde mevzuata aykırı bir şekilde yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerinden dolayı adı geçen harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin 21. maddede belirtilen kamu zararının adlarına çıkarılan tutar kadarından, üst yöneticinin ise mahalli idare seçimlerinin yapıldığı 30.03.2014 tarihine kadarki ödemelerden sorumlu olacakları değerlendirilmektedir.

Bu itibarla, oluşan kamu zararının kaldırılması yönündeki temyiz talebi reddedilerek, Daire Kararındaki üst yöneticinin 2014 yılının tamamındaki ödemelerden sorumlu tutulması şeklinde belirlenen sorumluluğunun 01.03.2014-30.03.2014 tarihleri arasını kapsayacak şekilde sınırlandırılarak Daire Kararının onanması, uygun olur.” Denilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.

27.06.1989 tarih ve 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesinde;

“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” denildiği,

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun konuya ilişkin “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde;

“27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.

Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmi beşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” hükmüne yer verilerek sosyal denge tazminatına ilişkin kriterleri de içerir detaylı bir düzenlemenin yapıldığı görülmektedir.

Mezkur kanun hükümleri çerçevesinde, Belediye ile Sendika arasında imzalanan, sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmenin imzalanabilmesi için; Belediye Başkanının teklifi üzerine Belediye Meclisince karar alınması, sözleşme süresinin hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçmemesi, Belediyenin vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşmaması şartlarının tümünün var olması gerekmektedir.

Belediye ile sendika arasında imzalanan 10.01.2014 tarihli sözleşmenin geçerlilik süresi 01.01.2014 ile 31.12.2014 tarihleri arası olarak belirlenmiştir. Sözleşmeye dayanak teşkil eden Belediye Meclisi karar tarihinin 07.06.2011 olduğu anlaşılmıştır; ancak 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde, sözleşme imzalanabilmesi için Belediye Meclisince karar alınması şartına ilişkin hüküm 04.04.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir; dolayısıyla bu tarihten önce alınmış Belediye Meclisi kararı, sözleşme imzalanmasına dayanak teşkil edemeyecektir.

Diğer taraftan, geçerlilik süresi itibariyle mahalli idareler genel seçimi tarihi olan 30.03.2014 tarihinden sonrasına da sirayet eden sözleşmenin, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 32’nci maddesinde belirtilen süre şartına da aykırılık taşıdığı anlaşılmıştır. Yine anılan madde hükmüne göre Belediyenin vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirinin yüzde onunu aşması halinde, bu madde kapsamında sözleşme yapması mümkün bulunmamaktadır. Belediyenin mali açıdan da Kanunun 32’nci maddesinde ifade edilen şartları taşımadığı; diğer bir ifadeyle vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aştığı tespit edilmiştir.

Bu değerlendirmelerden hareketle, Belediye ile Sendika arasında imzalanan söz konusu sözleşmenin, mevzuata aykırı nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. ... Belediyesi ile Sendika arasında imzalanan sözleşme, Kanunun sözleşmenin yapılabilmesi için öngördüğü gerekli şartlar yok iken ve yine Kanunun öngördüğü süre sınırına uyulmaksızın Belediye Başkanı tarafından imzalanmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37’nci maddesinde; Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve Belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Kanunun, sözleşme süresinin hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemeyeceğini belirtmesine rağmen, Belediye Kanunu uyarınca Belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olan Belediye Başkanı, imzaladığı sözleşme ile Belediyeyi yükümlülük altına sokmuştur. Belediye Başkanının imzaladığı sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olup, kendisinin 30.03.2014 tarihinde görevinden ayrılması, Belediye açısından bağlayıcılık taşıyan toplu sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmemektedir.

Bahsedilen nedenlerle, 30.03.2014 tarihinden sonraki ödemelerde de Belediye Başkanı ...’ in sorumluluğu bulunmaktadır. Kaldı ki Sözleşmenin geçerlilik süresi, Belediye Başkanının görev süresi ile sınırlı olmayıp, 01.01.2014 – 31.12.2014 tarihlerini kapsayacak şekilde akdedilmiştir. Dolayısıyla, Belediye Başkanının yalnızca görev süresi içinde yapılan ödemelerden değil, mahalli idareler seçim tarihinden sonrasını kapsayacak şekilde Belediyeyi yükümlülük sokmuş olması sebebiyle, 2014 yılının tamamındaki ödemelerden sorumlu olması gerekmektedir.

Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin, sözleşmeden doğan kamu zararından dolayı sorumlulukları ile ilgili olarak; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur” denilmekle birlikte, “Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler” hükümlerine yer verilmiştir.

Bu doğrultuda, 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir. Ön malî kontrol, harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur. Malî hizmetler birimi tarafından yapılacak ön malî kontrol, Usul ve Esaslarda belirtilen kontroller ile idarelerce yapılacak düzenlemeler çerçevesinde bu birim tarafından yapılması öngörülen kontrollerden meydana gelir. Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Malî karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir” hükümleri yer almaktadır. Söz konusu yönetmeliğin üçüncü fıkrasında yer alan mali karar ve işlemlerin merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden kontrolü, harcama birimlerine verilen bir sorumluluktur ve bu sorumluluk harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin üzerindedir. Aynı Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Niteliği” başlıklı 11 inci maddesinde; “… Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm 5018 sayılı Kanun ve İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Harcama Yetkililerine verilen sorumluluğu pekiştiren bir düzenlemedir. 5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla, yukarıda yapılan açıklamalara göre 90-301 sayılı Ek İlamın 1. maddesi ile … TL’ye verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, 6085 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi hükmü gereğince Başkanın bulunduğu taraf üstün tutulmak suretiyle(2. Daire Başkanı …., Üyeler …,…,…,…,… ile …’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı),

Karşı oy gerekçesi

.... Daire Başkanı …., Üyeler …,…,…,…,… ile …’in karşı oy gerekçesi:

“27.06.1989 tarih ve 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesinde;

“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” denildiği,

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun konuya ilişkin “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde;

“27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.

Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmibeşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” hükmüne yer verilerek sosyal denge tazminatına ilişkin kriterleri de içerir detaylı bir düzenlemenin yapıldığı görülmektedir.

Temyiz konusu tazmin hükmüne esas teşkil eden kamu zararı nedenlerinden biri ... ... Belediyesinin vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin %10’unu aşması hususudur. İlama esas yargılamaya esas raporda, 2013 yılı kesin hesap cetvelleri ile yönetim dönemi hesabı cetvellerine göre anılan Belediyenin vadesi geçmiş vergi ve sosyal güvenlik prim borç toplamının …. TL, 2013 yılı bütçe gelirleri toplamının ise …. TL olduğu belirtilerek, 4688 sayılı Kanunda yer alan %10’luk sınırın aşıldığı açıkça ortaya konulmuştur.

4688 sayılı Kanunun konuya ilişkin Geçici 14 üncü maddesinde ise;

“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” denilmektedir.

Yukarıda adı geçen sendika görevlileri tarafından yapılan sözlü açıklamalarda yer verilen iddianın değerlendirilmesi sonucunda; 10.01.2014 tarihinde imzalanan sözleşmede, anılan sözleşmenin 2011 yılında imzalanan sözleşmenin devamı veya eki niteliğinde bir sözleşme olduğu yönünde herhangi bir ifade ya da ibareye yer verilmediği, 2014 yılına ilişkin sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde anılan sözleşmenin yeni ve yılına münhasır bir sözleşme şeklinde hazırlanmış olduğu görüldüğünden, 10.01.2014 tarihinde imzalanan ve “Yürürlük ve İmza” başlıklı 21 inci maddesinde yirmi bir esas maddeden oluştuğu ifade edilen sözleşmenin 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün değildir.

6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi hükmü ile ... büyükşehir belediyesine dönüştürülmüş, yine anılan madde hükmü kapsamında ... iline bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan belde belediyeleri ile il özel idaresinin tüzel kişiliği kaldırılmış, belediyeler belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine dahil edilmiştir. Anılan Kanunun “Yürürlük” başlıklı 36 ncı maddesinde ise 1 inci madde hükmünün ilk mahalli idareler genel seçiminde yürürlüğe gireceği ifade edilmiş olduğundan, 6360 sayılı Kanun ile … Belediyesi, … Belediyesi, …Belediyesi, … Belediyesi ve …. Belediyesinin ... Belediyesine katılımı 30.03.2014 tarihinde yapılan mahalli idareler seçiminden sonrasına bırakılmıştır. 01.01.2014-30.03.2014 dönemine ilişkin mizan cetveli incelendiğinde, sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin borçlanma sınırının 6360 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önceki dönemde de aşıldığı, dolayısıyla belediye borç yükünün anılan Kanun ile ... Belediyesine devredilen 5 belde belediyesinden kaynaklanmadığı görülmüştür. Bu doğrultuda temyiz talebinde bulunan Üst Yönetici ...’in temyiz dilekçesinde yer alan, 30.03.2014 tarihi itibarıyla ... ilçesine bağlı 5 belde belediyesinin kapatılarak ... Belediyesine dahil edildiği, bu doğrultuda anılan belediyelerin borçları ve personellerinin de ... Belediyesine devredildiği, dolayısıyla 30.03.2014 tarihiyle birlikte belediye personel sayısı, borçları ve bütçesinin kanun gereğince değişikliğe uğradığı, Belediyenin yapısında kanun gereği yaşanan bu değişimin 90 no.lu İlamda dikkate alınmamış olduğu yönündeki iddianın kabulü mümkün değildir.

Ayrıca savunmalarda …. TL tutarındaki vadesi geçmiş vergi ve sosyal güvenlik prim borçlarının 6111 sayılı Kanun gereğince 2017 yılına kadar yapılandırıldığı ve ödemelerin yapılandırma planına uygun bir şekilde yapıldığı ifade edilse de, Temyiz Kuruluna duruşma sırasında söz konusu yapılandırmaya ilişkin olarak sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde; 6111 sayılı Kanun ile 30.06.2011-31.03.2017 dönemine yayılarak 36 eşit taksit şeklinde yeniden yapılandırılan vergi borçlarının sadece ilk 10 taksitinin ödendiği, 22.01.2013 tarih ve 303 yevmiye no.lu Ödeme Emri Belgesi ile muhasebeleştirilen 2012 yılı Kasım ayı 10. yapılandırma taksiti ödendikten sonra diğer taksitlerin ödenmediği, dolayısıyla 2013 yılında yapılandırma hakkının son bulduğu görülmüştür.

Bu gerekçelerle ... ... Belediyesinde görev yapan memur ve sözleşmeli personele sosyal denge tazminatı ve bayram ikramiyesi adı altında yapılan ödemeler kamu zararına esas teşkil etmekle birlikte, konunun sorumluluk yönünden incelenmesi neticesinde,

5018 sayılı Kanunun;

“Üst yöneticiler” başlıklı 11 inci maddesinde;

“Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”,

“Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür.

Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,

“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.

Giderin çeşidine göre aranacak gerçekleştirme belgelerinin şekil ve türleri; kamu borç yönetimine ilişkin olanlarda Hazine Müsteşarlığının uygun görüşünün alınması kaydıyla, merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri için Maliye Bakanlığınca, mahallî idareler için İçişleri Bakanlığınca, sosyal güvenlik kurumları için de bağlı veya ilgili oldukları bakanlıklar tarafından, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.”,

hükümlerine yer verildiği görülmüştür.

5018 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükmünden görüleceği üzere belediyelerde üst yönetici konumunda olan belediye başkanları, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde kullanımını sağlama, bu doğrultuda kayıp ve kötüye kullanımını önleme hususlarında sorumlu tutulmuşlar, söz konusu sorumluluğun gereklerini ise harcama yetkilileri, mal hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirecekleri ifade edilmiştir.

Yine 5018 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde bütçeden harcama yapılabilmesi harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesine bağlanmış, harcama talimatlarında da hizmetin gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgilere yer verilmesi gerektiği, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve Kanun çerçevesinde yapmaları gereken işlemlerden harcama yetkililerinin sorumlu oldukları; 33 üncü maddenin ikinci fıkrasında gerçekleştirme görevlilerinin, iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alınması veya gerçekleştirilmesi hususlarında sorumluluklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır.

Temyiz konusu hususu ilgilendiren bir diğer kanun olan 5393 sayılı Belediye Kanununun;

“Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38 inci maddesinde;

“Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:

a) Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak.

……………

g) Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak.

h) Meclis ve encümen kararlarını uygulamak.

……………”,

“Belediye bütçesi” başlıklı 61 inci maddenin beşinci fıkrasında ise; “Belediye başkanı ve harcama yetkisi verilen diğer görevliler, bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde harcanmasından sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.

Mahalli idarelerde sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde, 5393 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin (g) bendi ve 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin birinci fıkrası hükümlerinde belediyelerde yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapma yetkisinin sadece belediye başkanlarına verilmiş olduğu, yine 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince yapılacak sözleşmenin süresinin hiçbir şekilde mahalli idareler seçimini geçemeyeceğinin açıkça ifade edildiği, ancak anılan madde hükümleri hilafına yılı sözleşmesine cevaz veren bir belediye meclisi kararı olmaksızın, borç toplamına ilişkin %10’luk sınırın aşılıp aşılmadığına bakılmaksızın ve 30.03.2014 tarihinde mahalli idareler seçimi yapılması hususu açık olmasına rağmen 2014 yılının bütününü içerir toplu iş sözleşmesini imzalayan ... Belediye Başkanı ...’in 30.03.2014 tarihine kadar devam eden görevi süresince ortaya çıkan kamu zararından tek başına sorumlu tutulması gerekliliği açıktır. Ancak adı geçen ilgilinin belediye başkanlığı görevinin sona erdiği 30.03.2014 tarihinden sonra yapılan ödemelerden sorumlu tutulması mümkün değildir.

Geçerli bir şekilde doğabilmesi 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde sayılmış olan kriterlere bağlanan, ancak söz konusu kriterleri karşılamayan, dolayısıyla imzalandığı andan itibaren batıl ve geçersizliği ileriye etkili olan 2014 yılı Toplu İş Sözleşmesinde sosyal denge tazminatının ödenmesi hususunda hukuki imkansızlık bulunmasına rağmen, söz konusu ödemelere ilişkin olarak harcama yetkililerince verilen harcama talimatlarının, imzalandığı tarihten itibaren geçerli sonuç doğurması mümkün olmayan sözleşmeye ilişkin olduğu, dolayısıyla yapılan ödemelerin kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olması görevinin harcama yetkililerince tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmediği, ayrıca harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan görevlilerin 30.03.2014 tarihinde mahalli idareler seçimi yapılacağını bilmelerine rağmen, 10.01.2014 tarihli sözleşmeye dayanarak 30.03.2014 tarihinden sonra belediye memur ve sözleşmeli personeline sosyal denge tazminatı ödemesine devam ettikleri görülmüştür. Bu nedenle 30.03.2014 tarihinden sonra yapılan ödemelerden harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulmaları gerekmektedir.

Bu itibarla, yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olduğu, toplu iş sözleşmesini imzalayan Belediye Başkanının 30.03.2014 tarihine kadar devam eden görevi süresince ortaya çıkan kamu zararından tek başına sorumlu tutulması, 30.03.2014 tarihinden sonra yapılan ödemelerden harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulmaları için tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULARAK, dosyanın tekrar hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİ gerekir.”

Üye ….nün karşı oy gerekçesi:

“Belediyelere 27.06.1989 tarih ve 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesi ile kendi bünyelerinde istihdam ettikleri kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödeme imkanı sağlanmıştır. Ancak ödenecek sosyal denge tazminatının aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmeyecek ve bu tutar belediye ile o belediyede en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında yapılacak sözleşmeyle belirlenecektir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun konuya ilişkin “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesi gereği, bu sosyal denge tazminatının ödenmesine de belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediye başkanı arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilecektir. Ancak bu sözleşme toplu sözleşme sayılmayacağı gibi hakkında Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna da başvurulamayacaktır. Ayrıca, kanun koyucu bu sözleşmelerle ilgili özel düzenlemeler de yapmıştır. Bu düzenlemeye göre;

1- Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanacaktır.

2- Sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemeyecektir.

3- Belediyenin vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamı, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşmayacaktır.

4- Belediyenin ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunmayacaktır.

5- Gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel gideri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde otuzunu aşmayacaktır.

6- Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda ise mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalacaktır.

Temyiz konusu 90 sayılı İlamın 1 inci maddesinde tazmin hükmü verilmesi nedenlerinden biri Belediyenin vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin %10’unu aşmasıdır. İlama esas yargılamaya esas raporda, 2013 yılı kesin hesap cetvelleri ile yönetim dönemi hesabı cetvellerine göre anılan Belediyenin vadesi geçmiş vergi ve sosyal güvenlik prim borç toplamının … TL, 2013 yılı bütçe gelirleri toplamının ise … TL olduğu belirtilerek, 4688 sayılı Kanunda yer alan %10’luk sınırın aşıldığı açıkça ortaya konulmuştur.

4688 sayılı Kanunun konuya ilişkin Geçici 14 üncü maddesinde ise;

“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.

Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.” denilmektedir.

Yukarıda adı geçen sendika görevlileri tarafından yapılan sözlü açıklamalarda yer verilen iddianın değerlendirilmesi sonucunda; 10.01.2014 tarihinde imzalanan sözleşmede, anılan sözleşmenin 2011 yılında imzalanan sözleşmenin devamı veya eki niteliğinde bir sözleşme olduğu yönünde herhangi bir ifade ya da ibareye yer verilmediği, 2014 yılına ilişkin sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde anılan sözleşmenin yeni ve yılına münhasır bir sözleşme şeklinde hazırlanmış olduğu görüldüğünden, 10.01.2014 tarihinde imzalanan ve “Yürürlük ve İmza” başlıklı 21 inci maddesinde 21 esas maddeden oluştuğu ifade edilen sözleşmenin 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir.

6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi hükmü ile ... büyükşehir belediyesine dönüştürülmüş, yine anılan madde hükmü kapsamında ... iline bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan belde belediyeleri ile il özel idaresinin tüzel kişiliği kaldırılmış, belediyeler belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine dahil edilmiştir. Anılan Kanunun “Yürürlük” başlıklı 36 ncı maddesinde ise 1 inci madde hükmünün ilk mahalli idareler genel seçiminde yürürlüğe gireceği ifade edilmiş olduğundan, 6360 sayılı Kanun ile …Belediyesi, …. Belediyesi, …Belediyesi, … Belediyesi ve …. Belediyesinin ... Belediyesine katılımı 30.03.2014 tarihinde yapılan mahalli idareler seçiminden sonrasına bırakılmıştır. Bu hüküm gereği, 30.03.2014 tarihi itibarıyla ... ilçesine bağlı 5 belde belediyesinin kapatılarak ... Belediyesine dahil edildiği, bu doğrultuda anılan belediyelerin borçları ve personellerinin de ... Belediyesine devredildiği, dolayısıyla 30.03.2014 tarihiyle birlikte belediye personel sayısı, borçları ve bütçesinin kanun gereğince değişikliğe uğradığı anlaşılmaktadır.

Bu gerekçelerle ... ... Belediyesinde görev yapan memur ve sözleşmeli personele sosyal denge tazminatı ve bayram ikramiyesi adı altında yapılan ödemeler kamu zararına esas teşkil etmekle birlikte, konunun sorumluluk yönünden incelenmesi neticesinde,

5018 sayılı Kanunun;

“Üst yöneticiler” başlıklı 11 inci maddesinde;

“…. belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden …; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”,

“Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür.

Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,

“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

…” hükümlerine yer verildiği görülmüştür.

Bu kapsamda “Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu” başlıklı dördüncü bölümün 11. maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır. Dolayısıyla verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak burada yapılan ödeme, doğrudan belediye başkanınca imzalanan sözleşmeye dayandığından ve sözleşme, Kanunun sözleşmenin yapılabilmesi için öngördüğü gerekli şartlar yok iken ve yine Kanunun öngördüğü süre sınırına uyulmaksızın Belediye Başkanı tarafından imzalandığından, Belediye Başkanı sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz kaldığı 30.03.2014 tarihine kadar ortaya çıkan kamu zararından sorumlu bulunmaktadır.

Yine 5018 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde bütçeden harcama yapılabilmesi harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesine bağlanmış, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, harcama yetkilileri sorumlu tutulmuştur. Bu bağlamda kanunen sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz kaldığı 30.03.2014 tarihine kadar yapılan harcamalardan belediye başkanı ile birlikte harcama yetkilisinin de sorumlu tutulması gerekmektedir.

Gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğuna gelince, 5018 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında gerçekleştirme görevlilerinin, iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alınması veya gerçekleştirilmesi hususlarında sorumluluklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır. 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir” denilmektedir. Aynı düzenlemede, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemlerin, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden de kontrol edileceği ifade edilmiş ise de, bu sorumluluğun öncelikle yönetim sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Ancak yönetim sorumluluğu, gerçekleştirme görevlilerinin mali sorumluluğunun bulunmadığı gibi değerlendirilemeyeceği gibi, 5018 sayılı kanun öncesinde olduğu gibi gerçekleştirme memurlarının adeta bidayetten zimmettar addedilerek her ödemeden sorumlu tutulmalarını da gerektirmez. Söz konusu olayda kanunun sözleşmenin yapılabilmesi için öngördüğü gerekli şartlar yok iken ve yine Kanunun öngördüğü süre sınırına uyulmaksızın Belediye Başkanı tarafından imzalanmış bir sözleşme ve kanuna aykırılığı araştırmakla sorumlu harcama yetkilisince verilmiş harcama talimatı varken, iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alınması veya gerçekleştirilmesi ile görevli olan ve söz konusu sözleşme ve harcama talimatına uygun işlem yapan gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğa dahil edilmesi hakkaniyetle bağdaşmaz. Bu bağlamda kanunen sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz kaldığı 30.03.2014 tarihine kadar yapılan harcamalardan gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulmaması gerekir.

Sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz kaldığı 30.03.2014 tarihinden sonra yapılan ödemelere gelince;

Borç toplamına ilişkin %10’luk sınırın aşılıp aşılmadığına bakılmaksızın ve 30.03.2014 tarihinde mahalli idareler seçimi yapılması hususu açık olmasına rağmen 2014 yılının bütününü içerir toplu iş sözleşmesini imzalayan ... Belediye Başkanı ...’in 30.03.2014 tarihine kadar devam eden görevi süresince ortaya çıkan kamu zararından sorumlu tutulması gerekliliği açık olmakla birlikte, adı geçen ilgilinin belediye başkanlığı görevinin sona erdiği ve sözleşmenin kanunen kendiliğinden hükümsüz kaldığı 30.03.2014 tarihinden sonra yapılan ödemelerden sorumlu tutulması mümkün değildir.

Geçerli bir şekilde doğabilmesi 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde sayılmış olan kriterlere bağlanan, ancak söz konusu kriterleri karşılamayan, 2014 yılı Toplu İş Sözleşmesinde sosyal denge tazminatının ödenmesi hususunda hukuki imkansızlık bulunmasına rağmen, söz konusu ödemelere ilişkin olarak harcama yetkililerince verilen harcama talimatlarının, imzalandığı tarihten itibaren geçerli sonuç doğurması mümkün olmayan sözleşmeye ilişkin olduğu, dolayısıyla yapılan ödemelerin kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olması görevinin harcama yetkililerince tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmediği, ayrıca harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan görevlilerin 30.03.2014 tarihinde mahalli idareler seçimi yapılacağını ve bu tarih itibariyle sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz hale geleceğini bilmelerine rağmen, itiraz etmeyerek 10.01.2014 tarihli sözleşmeye dayanarak 30.03.2014 tarihinden sonra belediye memur ve sözleşmeli personeline sosyal denge tazminatı ödemesine devam ettikleri görülmüştür. Bu nedenle 30.03.2014 tarihinden sonra yapılan ödemelerden harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulmaları gerekmektedir.

Bu itibarla, yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olduğu, ancak ilgilinin sorumluluğa ilişkin itirazının kısmen yerinde olduğu gerekçesiyle 90 sayılı 1.maddesindeki tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULARAK, yukarıdaki hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİ gerekir.”