Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2015  
Dairesi 5  
Dosya No 42593  
Tutanak No 45456  
Tutanak Tarihi 26.12.2018  
Kararın Konusu Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar İlgili Daire Kararı için tıklayın



KONU: sosyal denge ödemesi.

1- 159 sayılı İlamın 1. maddesiyle; Belediye ile ... Sendikası (...) arasında imzalanan ve 01.04.2014 tarihinden itibaren geçerli olan sözleşmenin, mevzuata aykırı hükümler içermesi ve Belediyede çalışan müdür, memur ve sözleşmeli personele 2015 yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge ödemesi yapılması neticesinde ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlamda Üst Yönetici sıfatıyla sorumlu tutulan ...’nun temyiz dilekçesinde özetle;

Kendileri tarafından uygulanan işlemin “sözleşmeyle belirlenen tutar”ın 4688 sayılı Yasanın 32. maddesi son fıkrası hükmünde yer alan ve sözleşmeyi kendiliğinden geçersiz kılan şartların oluşup oluşmadığının tetkiki akabinde daha önce oluşan bütçedeki karşılığından ödenmesine ilişkin talimatının verilmesi olduğunu, sözleşmede belirlenen tutar için, bütçede karşılığını bulduktan sonra kendileri tarafından ödeme talimatı verilmesinde yasal bir engel bulunmadığını,

Tam aksine, sözleşmede belirlenen tutarın - bütçede karşılığı bulunuyor ise - zamanında ödenmemesinden kaynaklı olarak alacağa bağlı her türlü fer’i hakkın da doğması ile kamu zararına neden olunacağını,

Gider Bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgililere ödenmesine ilişkin harcama talimatının verilmesinin hangi noktasında “mevzuata aykırı” bir uygulama yapıldığı yasal olarak açıklanmadan “kamu zararı” oluştuğundan söz edilemeyeceğini,

İlam incelemesinde yer aldığı üzere sözleşmenin yasaya aykırılığından söz edilmekte ise hemen 4688 sayılı Yasanın 32. maddesi son fıkrası hükmüne bakmak gerektiğini,

Bu madde hükmü ile açıktır ki; 4688 sayılı Yasanın 32. maddesi son fıkrası şartları gerçekleşmediği müddetçe sözleşmenin yasal geçerliliğini koruduğunu,

4688 sayılı Yasanın 32. maddesi içeriğindeki 1. ve 2. fıkralarının ise “sözleşmenin imzalanmadan önceki süreçlerine ilişkin” olduğunu,

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 63. maddesinde harcama yetkilisinin tanımının yapıldığını; Belediye bütçesi ile ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisi olduğunu,

Bu durumda Yasa maddesinden çıkan tek sonucun, harcama yetkilisinin yetkisinin “belediye bütçesi ile tahsis edilen ödenek” ile sınırlı olduğunu, bu noktada harcama yetkilisinin bu ödenek ile sınırlı olarak harcama olur’unu verir iken kullanabileceği inisiyatifin sınırlarına da bakmak gerektiğini, harcama yetkilisi ödenek kullanımında keyfi hareket edemeyeceği gibi, üst yöneticinin sevk ve idaresinin de dışına çıkamayacağını (İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri Dem. Yayını - Tahir Tekin makalesi),

4688 sayılı Yasa ile ... Belediye Başkanlığı Belediye Meclisince Belediye Başkanına söz konusu toplu sözleşmeyi yapma yetkisini verdiğini ve aynı zamanda toplu sözleşmenin maddi tutarı olan miktarın bütçe harcamaları içerisinde değerlendirildiğini ve bütçenin Belediye Meclisince onaylandığını,

5018 sayılı yasanın 31/5. maddesi hükmü gereği harcama yetkililerinin bütçede ön görülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesi ile kendisine ödenek verilen harcama yetkililerinin ise ancak tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabileceklerini,

İlam incelemesinde Belediye Meclisince bütçe onayı ile sisteme girmiş bir ödeneğin ilgililerine ödenmesine ilişkin harcama talimatı verilmesinin yasal olduğunu,

5018 sayılı Yasanın 11. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38. maddesi birlikte incelendiğinde Belediye Başkanlarının “Bütçeyi uygulama” görevi bulunduğunu ve 5018 sayılı Yasada belirlenen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden kendi meclislerine karşı sorumlu olduklarını, 

Bütün bu sorumluluk işlemlerinin idarece yüklenime girilmeden önce yapılması esasına binaen de 4688 sayılı Yasanın 32. maddesi başlığı “Mahalli idarelerde Sözleşme imzalanması” na yönelik özel bir düzenleme getirdiğini,

Sözleşmenin bir bütün olarak geçerliliğini devam ettirmekte olduğunun kabulü; yorumun - Anayasamızın 90. maddesi, 98 Sayılı ILO sözleşmesi ve en önemlisi 4688 Sayılı Yasanın 32. madde metninin bu üstün yasa hiyerarşisi ve evrensel hukuk prensipleri çerçevesinde yapılan - kanunun lafzı ve ruhu ile bir bütün olarak yorumlanması gereğine binaen doğrulanacağını (Kanunlar lafzı ve ruhu ile bir bütündür.),

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde, Avrupa Sosyal Şartı ve ILO'nun 88, 91 ve 158 sayılı sözleşmelerinde belirtildiği üzere kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını korumak ve geliştirmek için işverenleri ile eşit koşullarda, özgür biçimde toplu pazarlık yapıp sözleşme imzalamasının en temel insan haklarından birisi olduğunun kabul edildiğini, kamu görevlilerin toplu sözleşme özgürlüğü hakkının; çalışanlar ve işveren arasındaki özgür toplu pazarlık hakkını her hangi bir kısıtlamaya tabi olmamak üzere güvenceye alan ILO'nun 98 sayılı sözleşmesinin 4. Maddesi başta olmak üzere ILO'nun 87 ve 151 sayılı sözleşmelerinde açıkça temel bir hak olarak tanımlanmakta olduğunun açık olduğunu,

Netice itibariyle Anayasanın 90. maddesi hükmü gereğince; Sayıştay tarafından kamu zararı iddiasıyla oluşan iş bu ilamda temel alınması gereken hukuksal dayanakların başta ILO'nun onaylanarak usulüne göre yürürlüğe konulmuş bulunan 87, 98 ve 151 Sayılı sözleşmeleri ve bu sözleşmelere dayalı olarak verilen ILO denetim organlarının kararlan olması gerektiğini, ancak Sayıştay’ın İlamında ülkemiz Anayasasına aykırı bir şekilde sadece mevcut yasal mevzuatta belirlenen miktar, süre vb. sınırların dikkate alındığını,

Yukarda belirtilen hukuksal dayanaklar çerçevesinde itiraz etmekte oldukları Sayıştay İlamının; ülkemiz Anayasası tarafından mevcut yasal mevzuat ile idari düzenlemelerin üzerinde temel bağlayıcılığı olduğu kabul edilen, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınmış çalışanların örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının kullanımına müdahale niteliği taşıdığı ve bütün sonuçlarıyla geçersiz kılınması hususundaki temyiz taleplerini sunduklarını,

4688 Sayılı Yasanın 32. madde hükümleri olaya göre incelenirse;

“375 Sayılı K.H.Kararnamenin ek 15. maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince .... karar verilmesi halinde...” - ki olayımızda incelenen konuda, ön görülen bu yasal prosedürün gerçekleştiğini,

“....sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendika……..ile belediye başkanı …………..sözleşme yapılabilir.” - ki yasada ön görülen prosedürün bu kısmının da tamamlandığını (Ek: Meclis Kararı),

Kamu zararına ilişkin incelemede atıf yapılan ve aynı zamanda yukarıda değinilen (4688 sayılı yasa 32.) madde hükmünde de atıf yapılmış bulunan 375 Sayılı K.H.Kararnamenin ek 15. maddesi “Sosyal Denge Tazminatının ödenebilecek aylık tutarının 4688 sayılı yasaya göre yapılan Toplu Sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve ………….. kamu görevlileri sendikası arasında yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” Şeklinde olduğunu,

Bu hüküm mucibince sosyal denge tazminatının miktarı yasal prosedürde ön görülen taraflarca belirlenen tavan tutar da göz önüne alınarak sözleşmeye dercedildiğini, bu tavan tutarın aşılması halinde sözleşmenin yok hükmünde sayılmasının söz konusu olmadığını, çünkü 32. maddenin son fıkrasının sözleşme bağıtlanmadan önce uyulması gerekli yasal sınırları ile, sözleşmenin bağıtlanmasından sonraki geçerlilik şartlarını ayrıca belirlediğini, İlam incelemesinde de yer aldığı üzere hangi durumlarda sözleşme yapılamayacağının, hangi durumlarda sözleşmenin hükümsüz kalacağının açık, net ve sınırlı olarak sayıldığını,

İlamda ise; sözleşme bağıtlanmadan önceki yasal prosedürde yasaya uygun davranılmadığı hususunun yer aldığını, kamu zararına yönelik saptama da - sözleşmenin tavan tutarının üstündeki kısmının - geçersiz olduğu gibi hatalı bir hukuki tavsife dayandığını,

Yasa maddesinin (32. maddede) ise sözleşmenin ön koşulu ile, sözleşmenin geçersizliği (hükümsüzlüğü)nü sınırlı olarak saydığını (32. madde/son fıkra), bunlar arasında “tavan tutarın üstündeki kısmın geçersizliğini saymadığını, tam aksine evrensel hukuk prensibi olarak” sözleşme serbestisi’ne olanak tanıdığını ve hatalı yorumlardan ari kalacak şekilde yine evrensel hukuk prensibi olan ve sözleşmenin ayakta tutulması - feshin son çare olması (ultima ratio) - ilkesi doğrultusunda sınırladığını,

Yasa koyucunun amacının “tavan tutarın üstündeki kısmın sözleşmenin kısmi olarak geçersizliğine neden olması” olsa idi bunu madde hükmünde düzenlediği gibi “geçersizlik (hükümsüzlük) şartı” olarak belirteceğini,

Sözleşmenin geçerliliği sorununa yaptıkları bu hukuki savunma ile cevap getirebildiklerini ve Sayıştay İlamının kaldırılması gerekçelerinden birini oluşturduğunu,

Kamu zararının belirlenmesi hususunda yasada ön görülmeyen şekilde bir “hukuki tavsif” ile sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığını, şöyle ki;

Sözleşmenin geçerliliği sorununa yukarıda getirdikleri açıklamaların hemen arkasından yasada mevcut kamu zararı tanımına dönmenin zorunluluğunun bulunduğunu,

5018 sayılı Yasanın 71. maddesinde geçen, “…Kamu zararının belirlenmesinde; a)…hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

…f) Mevzuatında ön görülmediği halde ödeme yapılması” hükümleri üzerinden yapılan açıklamalarının şu şekilde olduğunu;

Harcama yetkilisinin; Belediye Meclis Kararı ile oluşan ve inceleme yetkisi dışında geçerli bir sözleşmeye bağlanarak oluşmuş ve idare borcu olarak doğması hasebiyle de bir bütçe ile karşılığı ayrılmış olarak ödenmesi ön görülen bir kalemin fazla ödenmesi söz konusu olmadığı gibi, tam olarak belediye bütçesinde karşılığı bulunan bir miktarın sözleşmede belirtilen şahıslara dağıtımının yapılması talimatının verilmesi hususunun gerçekleştiğini, yukarıda daha önce de değinildiği gibi, bütçede karşılığı olan bu kalemlerin zamanında ve tam olarak ödemesinin yapılmaması halinde doğacak bir kamu zararından söz edilebileceğini, zamanında ve tam olarak ödenmesi durumunun kamu zararına neden olmadığını,

Harcama yetkililerinin; sözleşmeye bağlanan bir ödemenin tabi olacağı mevzuatın ne olacağı hususunda da bir tereddütlerinin olmadığını, İlamda yer alan mevzuat incelemesinin ise sözleşmenin bağıtlanmasından önceki safhaları ile ilgili olduğu ve ancak “sözleşmenin bizzat İdarece kısmen geçersiz sayılması gerektiğine” ilişkin yasal dayanağı bulunmayan bir atıfla ortaya çıktığının açık olduğunu, 4688 sayılı yasanın 32.maddesi/son fıkrasının, sözleşmenin ne zaman geçersiz sayılacağını açıkça belirlemiş olmakla doğrudan Harcama Yetkilileri veya gerçekleştirme görevlilerince kontrol edilerek uygulanabilecek tek mevzuat hükmü olduğunu, personel giderlerinin bütçe gelirleri ile oranlaması neticesi yüzde 30 sınırının aşılmadığı hesabının ise açık olduğunu,

Bir sözleşmenin feshi işleminin ya taraflar arasındaki uzlaşma ile ya da yargısal denetim ile oluşan bir karar ile ortaya çıkabildiğini, tarafları bağlayan herhangi bir fesih veya yargılama neticesi kısmen geçersiz sayılmasını sağlayan bir mahkeme kararının da mevcut olmadığını, Sayıştay Kanunu’nun 5. maddesi ve 35. maddesinin ise idari sözleşmelerin yetki veya yerindelik denetimi görevini vermediği gibi, sözleşmenin kısmen geçersizliğine ilişkin herhangi bir Yargısal karar yetkisi de vermediğini,

Nitekim; İdareye ait hesap yargılamasında 2014/181 sayılı Sayıştay İlamında belirtilen Savcı Görüşünün de “…Kanunda belirtilen üst sınırın üzerinde sözleşme ile daha yukarıda bir tavan tutarın belirlenmesine bir engel bulunmadığı, bu bağlamda belediye ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin iyileştirme zammına (sosyal denge tazminatı) ilişkin düzenlenen hususum 4688 sayılı kanunun 28. maddesinde sayılan ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmektedir.” yönünde oluştuğunu,

Yukarıda atıf yaptıkları gerek İdarenin hesap yargılamasına ait 2014/181 sayılı İlamda yer alan Savcılık mütalaası gerekse bir başka idareye ait olmakla beraber aynı hususlarda yapılmış incelemeler neticesi oluşan Sayıştay Dairesinin 13.04.2016 tarih ve 138 nolu ilamının yukarıdaki açıklanan hususları karşılamadığını,

Özetle; mevcut yasal düzenlemeler ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda 31/12/2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11/04/2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisinin verildiğini, sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutarın önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşükse bu durumda idarelere 11/04/2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esasa alabilme yetkisinin verildiğini, başka bir deyişle 31/12/2015 tarihine kadarki dönemde, 11/04/2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanları itibari ile ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir yetkisi verildiğini, bu yetkinin hangi yasal prosedürde uygulamaya konulacağı 4688 sayılı yasa kapsamında düzenlenmiş olup, toplu sözleşmemizin bu kapsamda ve bu yasal prosedüre uygun olarak tamamlanmış olduğunun açık olduğunu, sözleşmenin kısmen geçersizliği sonucunu doğurabilecek olan 4688 sayılı yasanın 32. maddesinin son fıkrası şartlarının da olayda oluşmadığını,

Söz konusu Geçici 14 üncü maddenin son bölümünde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede öngörülen hakların üzerinde bir ödemenin yapılmaması veya yasaklanması söz konusu olmadığını, buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmeler yine 23 Ağustos 2015 tarihli değişiklikle 31/12/2015; ibaresi; 31/12/2017; şeklinde uygulanır, denildiğini, 18/11/2011 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisinin verildiğini, sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutarın; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelerin, 18/11/2011 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisinin bulunduğunu, başka bir deyişle, 31.12.2015 tarihine kadarki dönemde, 18/11/2011 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisinin, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir hakkı tanıdığını,

Mezkûr Geçici 14. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, uygulanan sözleşme 18/11/2011 tarihinde imzalanan ve 18/11/2011-31/12/2013 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmenin yine bu sözleşmenin taraflara verdiği yetkiye istinaden, 15/01/2014-05/05/2014 tarihlerinde güncellendiğini, bu sözleşmenin bazı maddelerinin güncellenmesinin bunun yeni bir sözleşme olarak değerlendirilmesini gerektirmediğini, dolayısıyla güncellenmiş olsa da, Geçici 14 üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, idarede uygulanan sözleşmenin, 18/11/2011 tarihinde imzalanan ve 31/12/2015 tarihine kadar devam eden sosyal denge sözleşmesi olduğunu,

İdarenin Geçici 14 üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan sözleşmedeki tutarın tavan olarak belirlenmesi mümkün olduğundan, bu miktarın ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığını,

23 Ağustos 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Görevlilerinin Geneline Ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali Ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 Ve 2017 Yıllarını Kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme”nin Dördüncü Bölümü, Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşmenin “Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 7. maddesinde, “4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan 31/12/2015; ibaresi ; 31/12/2017; seklinde uygulanır.” denildiğini, konu ile ilgili ekte gönderilen Sayıştay Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 138 sayılı ilamında konu edilen sözleşmenin, 4688 sayılı yasanın geçici 14. Maddesi kapsamında bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmedeki hükümler uyarınca memurlara yapılan aylık ortalama ödemenin tavan miktarı hesaplanırken en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ü değil, bir önceki sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alındığını, mezkûr mevzuat hükümlerine uyulduğunu, Daire kararının da bu yönde olduğunu,

Ayrıca yukarıdaki açıklamalara ek olarak yapılan araştırmalarda ...’ün; yaşam kalitesi ve standardı en yüksek ilçelerden biri olması, sosyal ve kültürel açıdan gelişmiş bir ilçe olması, ayrıca demografik yapı, eğitim, sosyal yaşam endeksi, çevresel durum endeksi dikkate alındığında, bu özelliklere sahip ilçeye hizmet veren ... Belediyesi kadrolarının da güçlendirilmesi, memur personelin performansının iyileştirilmesi, hizmetlerinin en üst seviyede ve kesintisiz sürdürülebilmesi ve ilçenin memnuniyetinin artırılması için, memurların maddi durumlarının iyileştirilmesi ve performanslarının arttırılması için sosyal denge ödemeleri yapılması yoluna gidildiğini, ayrıca yaşam standartlarında yapılan iyileştirmelerin memur personelin kurumda kalmasını sağladığının görüldüğünü,

Büyük şehirlerde pahalılık, trafik, göç, güvenlik gibi insan hayatının ayrılmaz parçaları olan katlanılması zor durumlar karşısında memur personelin ... Belediyesini tercih etmemeleri ve başka şehirlere nakil gitmelerine neden olduğunu, yapılan sosyal denge ödemeleri ile memur personelin büyükşehir hayatına tutunabilme, başka şehirlere gitmelerini bir nebze olsun önlemek, kuruma olan bağlılığı artırmak için bir çare olarak görüldüğünden Belediye Meclisinden Toplu İş Sözleşmesi için 06/10/2011 tarihli Meclis Kararı ile yetki alındığını,

Yukarıda açıklanan şekilde; ilamda belirtilen hususlarda, 5018 sayılı Yasanın “71. maddesi tanımına giren” bir kamu zararının söz konusu olmadığını, kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir “hukuki tavsif” ile sözleşme taraflarına ve uygulayıcılarına sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığını,

30/03/2017 tarih 2015/159 sayılı ilamın Madde l’de bulunan kamu zararı hakkında 6085 sayılı Yasanın 55. maddesi gereğince Belediyenin ilk toplu sözleşmesinin 18/11/2011 tarihinde imzalandığını, 31/12/2015 tarihine kadar olan sözleşmelerin birbirinin devamı niteliğinde olduğunu,

2015 yılı ödemelerinin 31/12/2013 tarihi itibari ile biten sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu, işbu yasa metni ile bir süre uzatımı tanındığının da açık olduğunu, bu kapsamda uygulandığını,

Yukarıda açıklanan hususlar ve idarenin Geçici 14. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulamada olan sözleşmedeki sosyal denge ödemesine dair tutarın tavan olarak belirlenmesi mümkün olduğundan, bu miktarın ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı nazara alınarak 3.261.105,33 TL’lik tazmin hükmünün kaldırılmasını ilamda isimleri belirtilen tüm harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri adına da arz ve talep ettiklerini belirtmişlerdir.

İlamda Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... temyiz dilekçesinde özetle; kendisinin kamu görevinden çıkartıldığını, ...’nun temyiz başvurusuna aynen katıldığını belirtmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

“İlamın 1 inci maddesinde özetle; Belediye ile ... Sendikası (...) arasında imzalanan ve 01.04.2014 tarihinden itibaren geçerli olan sözleşmenin, mevzuata aykırı hükümler içermesi ve Belediyede çalışan müdür, memur ve sözleşmeli personele 2015 yılında, mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge ödemesi yapılması neticesinde oluşan ... TL kamu zararının, ilamda adı geçen sorumlular adına müştereken ve müteselsildi 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine, karar verildiği görülmektedir.

Temyiz dilekçesinde özetle; sorumlular savunmalarında Yargılamaya Esas Raporda yapmış oldukları açıklamaları aynen tekrar ederek 2015 yılı ödemelerinin 31.12.2013 tarihi itibariyle biten sözleşmenin devamı niteliğinde olduğu. İdarenin geçici 14 üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulamada olan sözleşmedeki sosyal denge ödemesine dair tutarın tavan olarak belirlenmesi mümkün olduğundan bu miktarın ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığından verilen tazmin kararının ilamda isimleri belirtilen tüm sorumlular adına kaldırılması talep edilmektedir.

375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddesinde;

"Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan tonlu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir" ,

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun Geçici 14 üncü maddesinde;

"15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 ııci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz."

hükümlerine yer verilmiştir.

Söz konusu Geçici 14 üncü maddenin son bölümünde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede öngörülen hakların üzerinde bir ödemenin yapılmaması veya yasaklanması söz konusu değildir. Buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda. 31.12.2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise. bu durumda idarelere, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi verilmektedir. Başka bir deyişle, 31.12.2015 tarihine kadarki dönemde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir yetkisi verilmiştir.

Belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde. Yerel Yönetimlerin 11.04.2012 tarihi itibariyle yürürlükte olan sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmeleri, 31.12.2017 tarihinden önce sona ermekte ise ve söz konusu sözleşmelerdeki aylık ortalama sosyal denge tazminatı ödemeleri, toplu sözleşmede belirtilen tazminat tavanından yüksek ise bu tarihten önce sözleşmenin feshedilmesi veya yenilenmesi halinde, önceki sözleşmedeki ödemelere devam edilebilecektir. Bununla birlikte, 31.12.2017 tarihinden önce sona eren veya karşılıklı olarak feshedilen sözleşmelerin yenilenmesi halinde, yeni sözleşmede (önceki sözleşmede, toplu sözleşme tavanından daha yüksek ödemeler öngörüldüğü halde) bir önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemelerin (yeni hükümler ihdas edilmek suretiyle) artırılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.

Belediye ile sendika arasında 18.11.2011 tarihinde imzalanan sözleşmenin yürürlük maddesine göre sözleşmenin sona erme tarihi 31.12.2013'tür. Söz konusu sözleşmede öngörülen ödemelerin aylık ortalaması, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın üzerinde olsa bile, sözleşmede öngörülen ödemeler 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi gereği geçerliliğini korumaktadır. Aynı madde gereğince, Belediyenin sendika ile imzaladığı ve 01.04.2014 tarihinden itibaren geçerli olan sözleşmede öngörülen aylık ortalama ödemeler (önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemeler toplamı, toplu sözleşme tavanından yüksek olduğundan) en fazla bir önceki sözleşmede öngörülen ortalama ödemeler kadar olabilir. Ancak, yeni imzalanan sözleşmede, yeni ödeme kalemleri ihdas edilmiş ve bir önceki sözleşmedeki ödeme kalemleri artırılmıştır. Dolayısıyla mevzuata aykırı olarak artırılan bu ortalama aylık tutarlarının her biri kamu zararını oluşturmaktadır.

Kurumun sosyal denge tazminatı ödemesine ilişkin yetkisinin çerçevesi bu olmasına rağmen, belediye çalışanlarına çeşitli adlar altında yeni ödeme kalemleri ihdas edilerek sosyal denge tazminatının belirlenen tavan tutarın üzerinde ödemesi yapılmak suretiyle fazla ve yersiz ödemede bulunulmuştur. Yapılan ödemeler 5018 sayılı Kanunun 71 nci maddesinin kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden ‘mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması' kriterine girdiği ve kamu zararını oluşturduğu düşünülmektedir.

Bu itibarla, verilen tazmin kararının kaldırılmasına yönelik talebin reddedilerek Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Arz olunur.”

denilmiştir.

Duruşma talep eden Üst Yönetici ...’nun duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunmadığı, kanuni vekil göndermediği, duruşmada hazır bulunmama sebeplerini kabule şayan bir belge ile tevsik etmediği anlaşılmıştır. Diğer yandan Kurum adına Avukat ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; Belediye ile ... Sendikası (...) arasında imzalanan ve 01.04.2014 tarihinden itibaren geçerli olan sözleşmenin, mevzuata aykırı hükümler içermesi ve Belediyede çalışan müdür, memur ve sözleşmeli personele 2015 yılında mevzuatın öngördüğü tutardan daha fazla tutarda sosyal denge ödemesi yapıldığı görülmüştür.

Uluslararası Çalışma Örgütünün değişik tarihlerde gerçekleştirdiği Genel Konferanslarında kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisince de birer kanunla onaylanmasının uygun bulunması üzerine tasdik edilen sözleşmelerle, kamu hizmetlerinde çalışanların örgütlenme hakkı ve istihdam koşullarının belirlenme yöntemleri konularında bazı hakların sağlanması yoluna gidildiği görülmektedir. Her ne kadar Anayasamızın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamamakta ise de, söz konusu sözleşme ile sağlanan hakların hayata geçirilmesi, ancak bu husustaki mevzuat hükümlerinde gerekli değişikliklerin yapılması ve uygulama esaslarının belirlenmesi halinde mümkün olabilecektir. Diğer taraftan Denetçi raporunda ve İlamda, ILO sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulmaksızın Belediye ile Sendika arasında sözleşme imzalanamayacağı değil, gerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gerekse Ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar doğrultusunda hali hazırda imzalanmış sözleşmedeki mali hükümlerin mevzuata aykırılığı hususu konu edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53. maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir” hükümleri yer almaktadır.

Anayasanın mezkûr 53. maddesi doğrultusunda; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15. maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” denilmektedir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32. maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” denilmekle birlikte aynı Kanunun Geçici 14. maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükümlerine yer verilmiştir.

Buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2017 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelerin, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi bulunmaktadır. Başka bir deyişle, 31.12.2017 tarihine kadarki dönemde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir hakkı tanınmıştır. Sorumluların savunmalarında ve temyiz dilekçelerinde de göz önünde bulundurulmasını istedikleri bu ifadelerde, idarelere tanınan takdir hakkı, 11.04.2012 tarihi itibariyle personele ödenen ortalama aylık kadar ödeme yapılmasını, yani genel toplu sözleşmede belirtilen tavan ile bağlı kalmaksızın, o dönemde sözleşmede belirtilen tutar ne ise (herhangi bir sözleşme veya protokol ile artırılmaksızın) onun ödenmesini ifade etmektedir. Sorumluların temyiz dilekçeleri ekinde yer alan 138 nolu İlam’ın hukuki gerekçesi de buna dayanmaktadır.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, Yerel Yönetimlerin 11.04.2012 tarihi itibariyle yürürlükte olan sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmeleri, 31.12.2017 tarihinden önce sona ermekte ise ve söz konusu sözleşmelerdeki aylık ortalama sosyal denge tazminatı ödemeleri, genel toplu sözleşmede belirtilen tazminat tavanından yüksek ise bu tarihten önce sözleşmenin feshedilmesi halinde, önceki sözleşmedeki ödemelere devam edilebilecektir. Bununla birlikte, sözleşmelerin 31.12.2017 tarihinden önce sona ermesi, karşılıklı olarak feshedilmesi veya hangi şekilde olursa olsun yeni mali hükümler getirilmek suretiyle yenilenmesi veya güncellenmesi halinde, yeni sözleşmede (önceki sözleşmede, toplu sözleşme tavanından daha yüksek ödemeler öngörüldüğü halde) bir önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemelerin (yeni hükümler ihdas edilmek suretiyle) artırılması mümkün değildir.

Belediye ile sendika arasında 18.11.2011 tarihinde imzalanan sözleşmenin yürürlük maddesine göre sözleşmenin sona erme tarihi 31.12.2013’tür. Söz konusu sözleşmede öngörülen ödemelerin aylık ortalaması, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın üzerinde olsa bile, sözleşmede öngörülen ödemeler 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi gereği geçerliliğini korumaktadır. Aynı madde gereğince, Belediyenin sendika ile imzaladığı ve 01.04.2014 tarihinden itibaren geçerli olan sözleşmede öngörülen aylık ortalama ödemeler (önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemeler toplamı, toplu sözleşme tavanından yüksek olduğundan) en fazla bir önceki sözleşmede öngörülen ortalama ödemeler kadar olabilir. Ancak, yeni imzalanan sözleşmede, yeni ödeme kalemleri ihdas edilmiş ve bir önceki sözleşmedeki ödeme kalemleri artırılmıştır. Dolayısıyla mevzuata aykırı olarak artırılan bu ortalama aylık tutarlarının her biri kamu zararını oluşturmaktadır.

5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37 nci maddesinde Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanının, imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan Üst Yönetici Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır.

Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanununun 32 ve 33. maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32. maddesinde; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,

“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33. maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmiştir.

Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar'ın 10. maddesinde, ön mali kontrol İşleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlü lüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,

Usul ve Esasların 12. maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları İşlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları, belirtilmektedir.

Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “Sorumlular” başlıklı 3. bölümünde, harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 159 sayılı İlamın 1. maddesiyle ... TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oybirliğiyle 26.12.2018 tarihinde karar verildi.