Kamu İdaresi Türü Diğer Özel Bütçeli İdareler
Yılı 2016  
Dairesi 4  
Dosya No 43821  
Tutanak No 45832  
Tutanak Tarihi 6.3.2019  
Kararın Konusu Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar



Konu: Yıllara yaygın iş haline gelmesine rağmen, yükleniciye bu tarihten sonra yapılan hakediş ödemesinden gelir vergisi kesintisinin yapılmaması.

80 sayılı İlamın 2’nci maddesinde,

“... Depo Yapım İşinde” işin süresinin sözleşmede 2016 yılı içerisinde başlayıp bitecek şekilde belirlendiği, Ancak, 19.12.2016 tarihinde “zemin epoksi kaplama imalatının ortam ve beton yüzey sıcaklığı ve beton nem oranının istenilen seviyede olmaması nedeniyle işin 30.03.2017 tarihine kadar durdurulmasına karar verildiği, başka bir ifade ile bahsi geçen inşaat işinin 19.12.2016 tarihinden itibaren yıllara yaygın iş haline geldiği, Sözü edilen inşaat işi, 19.12.2016 tarihinden itibaren yıllara yaygın iş haline gelmesine rağmen yükleniciye bu tarihten sonra ilişikli ödeme emri ile yapılan hakediş ödemesinden gelir vergisi kesintisinin yapılmadığı hususunda;

….

Ancak, stopaj uygulaması bir vergi güvenlik aracı olup, nihai ve kesin bir vergilendirme işlemi değildir. Yıllara sari işlerin geliri işin bittiği yılın vergi beyannamesine dahil edilip kesilen vergiler de mahsup edilmek suretiyle nihai vergi olarak ödenecektir. Bu yüzden, mükellefin kesilmeyen vergiyi işin bittiği yılda beyan ederek ödemiş olması da ihtimal dahilindedir.

Diğer taraftan, yapılmayan vergi tevkifatı geliri genel bütçe gelirlerinden olup, söz konusu tevkifat tutarı İdare gelirleri arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmamaktadır. Bu itibarla, süresi sözleşmede 2016 yılı içerisinde başlayıp bitecek şekilde belirlenen işin, 19.12.2016 tarihinden itibaren yıllara yaygın iş haline gelmesine rağmen, yükleniciye bu tarihten sonra yapılan hakediş ödemesinden gelir vergisi kesintisinin yapılmamasında, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmadığından, …. TL için ilişik bulunmadığına,

Ancak, mükellefin kesilmeyen vergiyi işin bittiği yılda beyan ederek ödeyip ödemediği, vergi stopajının zamanında yapılmaması suretiyle kamunun bir kaybının söz konusu olup olmadığı, kesilmeyen vergiden kaynaklanan kayıpların (gecikme zammı, vergi ziyaı, usulsüzlük cezaları ve diğerlerinin) bulunup bulunmadığı gibi hususların araştırılarak, vergi incelemesi sonucuna göre gereğinin yapılması için konunun Gelir İdaresi Başkanlığı’na yazılmasına” karar verilmiştir.

Sayıştay Başsavcılığı adına Savcı ….. tarafından verilen temyiz dilekçesinde aynen;

“Yargı Raporunda; ... Kurumu tarafından ... İlinde yaptırılan “Depo Yapım İşinde” sözkonusu yapım işi 19.12.2016 tarihinden itibaren yıllara yaygın iş haline geldiği halde 24.12.2016 tarih ve 20171 yevmiye numarası ile yapılan ödemeden Gelir Vergisi Kanununun 42, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 15 inci maddeleri ve 12.1.2009 tarih ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ekinde belirlenen oran üzerinden kesilmesi gereken vergi kesintisinin (stopajın) yapılmaması nedeniyle kesilmeyen …. TL’nin kamu zararı olduğu ve tazminine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Savcılık Yargı Raporuna; 19.12.2016 tarihli kararla yapım işi yıllara sari iş haline gelmiştir. Hakediş belgelerinin düzenlendiği tarihe bakılmaksızın bu tarihten sonra yapılacak avanslar dahil tüm ödemelerden mevzuatında öngörülen vergi stopajının (% 3 ) yapılması gerekir. Bu işlem yapılmayarak mevzuatında öngörülenin üzerinde bir ödemede bulunulmuştur.

Stopaj uygulaması bir vergi güvenlik aracı olup nihai ve kesin bir vergilendirme işlemi değildir. Yıllara yaygın işlerin geliri bittiği yılın vergi beyannamesine dahil edilip kesilen vergiler de mahsup edilmek suretiyle nihai vergisi ödenmektedir. Bu işte vergi stopajı zamanında yapılmayarak kamunun bir kaybı sözkonusu olmakla birlikte; bu aşamada kamu zararına hükmedilmesi halinde kesilmeyen vergiden kaynaklanan kayıpların (gecikme zammı, vergi ziyaı, usulsüzlük cezaları ve diğerlerinin) tam olarak kavranmasının mümkün olmaması ve mükellefinin kesilmeyen vergiyi yılında beyan ederek ödeme durumları da göz önünde bulundurulmak suretiyle; konunun hüküm dışı bırakılarak Maliye Bakanlığına yazılması ve yapılacak vergi incelemesi sonucuna göre verilecek cevap çerçevesinde karar verilmesinin uygun olacağı yönünde görüş bildirmiştir.

Daire ise İlamda; “... Depo Yapım İşi, 19.12.2016 tarihinden itibaren yıllara yaygın iş haline gelmiştir. Dolayısıyla bu tarihten itibaren yapılacak her ödemede gelir vergisi tevkifatının yapılması İdare açısından yasal bir zorunluluktur. Ancak, tevkifat oranının 12.01.2009 tarih ve 2009/14594 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği %3 olması gerektiğinden hakediş bedelinin % 15’i şeklinde hesaplanmış …. TL’lik kamu zararı tutarının, hakediş bedelinin % 3’lük kısmını aşan …. TL’lik kısmı ile ilgili olarak ilişik kalmadığına,

Hakediş bedelinin %3'lük kısmına tekabül eden ve yapılması gerektiği halde yapılmamış …. TL’lik gelir vergisi tevkifatı sebebiyle oluşmuş kamu zararı ile ilgili olarak ise harcama yetkilisi (İnşaat Emlak Dairesi Başkanı) …. ve gerçekleştirme görevlisi (İnşaat Şube Müdürü) ….'dan ortaklaşa ve zincirleme tazminine hükmolunması gerektiği” şeklindeki ayrışık görüşe karşılık,

Yapım işinde işin 19.12.2016 tarihinden itibaren yıllara yaygın iş haline geldiği, dolayısıyla bu tarihten itibaren yapılacak her ödemeden gelir vergisi tevkifatının yapılmasının İdare açısından bir zorunluluk olduğu, kesinti yapılmamak suretiyle İdarece yükleniciye mevzuatında öngörülenin üzerinde ödemede bulunulduğu belirtildikten sonra; “ancak, stopaj uygulaması bir vergi güvenlik aracı olup, nihai ve kesin bir vergilendirme işlemi değildir. Yıllara sari işlerin geliri işin bittiği yılın vergi beyannamesine dahil edilip kesilen vergiler de mahsup edilmek suretiyle nihai vergi olarak ödenecektir. Bu yüzden, mükellefin kesilmeyen vergiyi işin bittiği yılda beyan ederek ödemiş olması da ihtimal dahilindedir.

Diğer taraftan, yapılmayan vergi tevkifatı geliri Genel Bütçe gelirlerinden olup, söz konusu tevkifat tutarı İdare gelirleri arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmamaktadır. Bu itibarla, süresi sözleşmede 2016 yılı içerisinde başlayıp bitecek şekilde belirlenen işin, 19.12.2016 tarihinden itibaren yıllara yaygın iş haline gelmesine rağmen, yükleniciye bu tarihten sonra yapılan hakediş ödemesinden gelir vergisi kesintisinin yapılmamasında, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmadığından, …… için ilişik bulunmadığına,

Ancak, mükellefin kesilmeyen vergiyi işin bittiği yılda beyan ederek ödeyip ödemediği, vergi stopajının zamanında yapılmaması suretiyle kamunun bir kaybının söz konusu olup olmadığı, kesilmeyen vergiden kaynaklanan kayıpların (gecikme zammı, vergi ziyaı, usulsüzlük cezaları ve diğerlerinin) bulunup bulunmadığı gibi hususların araştırılarak, vergi incelemesi sonucuna göre gereğinin yapılması için konunun Gelir İdaresi Başkanlığı’na yazılmasına,” çoğunlukla karar verilmiştir.

Buna göre; Daire işin yıllara sari halde geldiğini, vergi kesintisi yapılması gerektiğini tespit ettikten sonra; mükellefin vergiyi ödemiş olmasının ihtimal dahilinde olduğunu ve yapılmayan vergi tevkifatı geliri Genel Bütçe gelirlerinden olup, söz konusu tevkifat tutarının İdare (... Kurumu) gelirleri arasında yer almadığını, bu itibarla süresi sözleşmede 2016 yılı içerisinde başlayıp bitecek şekilde belirlenen işin, 19.12.2016 tarihinden itibaren yıllara yaygın iş haline gelmesine rağmen, yükleniciye bu tarihten sonra yapılan hakediş ödemesinden gelir vergisi kesintisinin yapılmamasında, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmadığı gerekçesiyle, konunun vergi incelemesine tabi tutularak gereğinin yine vergi İdaresince yapılması için Gelir İdaresine yazılmasına hükmetmiştir.

Vergi incelemesi yapılması için konunun Gelir İdaresine yazılmasına karar verilmesine denecek olmamakla birlikte; işin yıllara sari iş haline geldiği, vergi tevkifatı yapılması gerektiği belirtildikten sonra, verginin ödenmiş olması ihtimalinden ve daha da önemlisi yapılmayan vergi tevkifatının Genel Bütçe gelirlerinden olup, söz konusu tevkifat tutarı İdare gelirleri arasında yer almadığından, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmadığı yönündeki gerekçeye dayanarak kamu zararı olmadığına hükmedilmesi yerinde olmayıp, hüküm mevzuata aykırıdır.

Çünkü, verginin ödenmiş olma ihtimaline ve kesilmeyen verginin hesabı yargılanan İdarenin geliri olmaması ve Genel Bütçenin geliri olması şeklindeki bir gerekçe çerçevesinde mevzuata aykırı bir değerlendirme ile kamu zararı olmadığına hükmedilerek, konu yalnızca vergisel bir işlem olarak mükellef boyutuna indirgenmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun kapsamı Genel Bütçe kapsamındaki kamu idareleri, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleridir. Esas olan Kanun hükümlerinin bu kapsamın tamamına şamil olması olmakla birlikte, Kanun bu kapsamı esas alarak düzenlediği konular bakımından ilgili hükmün hangi kamu idarelerine uygulanacağı yönünde düzenlemeler de getirmiştir. Bu çerçevede gerek kamu zararının düzenlendiği 71 inci maddede gerekse kamu zararının belirlenmesine esas olan kamu kaynağının tanımında kamu zararının belirlenmesinde kapsama giren her bir idare bazında işlem ve değerlendirme yapılacağı yönünde hiçbir düzenleme yoktur.

5018 sayılı Kanunun tanımlar başlıklı 3/g maddesinde kamu kaynağı “Borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri,” şeklinde tanımlanarak, kamu kaynağının öznesi Kanun kapsamındaki her bir idare değil de “kamuya ait” şeklinde vurgulanmıştır. Dolayısıyla kamu kaynakları idare bazında değil kamuya ait olma şeklinde tanımlanmıştır. Bu Kanun bakımından kamudan kasıt yukarda yer alan ve Kanunun en geniş kapsamı olan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleridir. Kamu zararının unsurlarıyla tanımlandığı 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin birinci fıkrasında da kamu zararının her bir idare açısından değerlendirileceğine-belirleneceğine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.

Diğer taraftan, kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak hususların sıralandığı 71/e maddesi de bu anlama gelmemektedir. İlgili bentte “İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,” şeklindeki hükme de dayandırılamaz. Çünkü burada vergi kesintisi yapılmaması sözkonusudur. Yapılan işlem Vergi Usul Kanununda ifadesini bulan tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinden değildir.

Vergi Usul Kanunda; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tesbit eden idari muamele, verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi, verginin tahsili ise kanuna uygun surette ödenmesi, şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla özel bütçenin yaptığı işlemler bir vergi güvenlik aracı olan vergi kesintisini sorumlu sıfatıyla yapmasından ibaret olup tarh, tahakkuk ve tahsil işlemi değildir.

Sorumlular bakımından en etkili ve ağır bir yaptırım olan kamu zararı müessesesinin amacı; kamu kaynaklarını korumak yanında, kamu hizmetlerini ve kamu görevlilerini disipline etmektir. “Yapılmayan vergi tevkifatı geliri Genel Bütçe gelirlerinden olup, söz konusu tevkifat tutarı İdare gelirleri arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmamaktadır.” gerekçesi çerçevesinde verilen hüküm kamu zararı düzenlemesinin amacına uygun olmayan ve kamu kaynaklarını korumayan ve kamu hizmet ve görevlilerinde düzen ve disiplini bozacak sonuçlara da yol açabilecektir. Bu yaklaşım benimsendiğinde, vergi gelirleri açısından Genel Bütçe dışında kalan kurumların vergi işlemlerinde, Sosyal Güvenlik Kurumu dışındaki kamu idarelerinin sosyal güvenlik primlerinde, kamu idarelerinin birbirleri adına yaptıkları pek çok gelir, pay, fon ve benzeri işlemlerde ve hatta ödeyen kurum açısından gider ödenen kurum bakımından gelir olan transfer harcamalarında kamu zararından bahsedilemeyecektir.

Özel bütçeli ... Kurumunun raporlanan işleminde yıllara sari inşaat işinde sorumlu sıfatıyla vergi kesintisi yapılması gerektiği sabitken; yapılmayan vergi tevkifatı geliri Genel Bütçe gelirlerinden olup, söz konusu tevkifat tutarı İdare gelirleri arasında yer almadığından, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmadığı gerekçesiyle verilen hüküm yukarıda ayrıntılarına yer verilen mevzuata aykırıdır.

Bu nedenlerle, vergi mevzuatı bakımından tüm yönleriyle incelenmesi için Gelir İdaresine yazılan hususta; vergi incelemesi sonucunda düzenlenecek rapor ile 5018 sayılı Kanunun sorumluluk düzenlemeleri ve vergi kesenlerin sorumluluğunu düzenleyen Vergi Usul Kanununun 11 inci maddesindeki “Yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar.” hükmü çerçevesi kamu zararı bakımından konunun Dairesince yeniden değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

SONUÇ VE TALEP

Yapılmayan vergi tevkifatının Genel Bütçe gelirlerinden olduğu, söz konusu tevkifat tutarının İdarenin (... Kurumu) gelirleri arasında yer almadığı, dolayısıyla, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmadığı gerekçesiyle ilişiği bulunmadığı yönünde yukarıda ayrıntısına yer verilen mevzuata aykırı hükmün, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesi gereğince bozularak, Dosyanın Dairesine iadesine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” Denilmiştir.

Temyiz konusu edilen İlam maddesi ile ilgili olarak temyiz karşılamalarına ait tebligatlar, sorumlular … ve …..’a 05.06.2018 tarihinde yapılmış olmasına rağmen ilgililerden bu tarihten sonra herhangi bir karşılama yazısı gönderilmemiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.

Gelir Vergisi Kanunu’nun “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri” başlıklı 42 nci maddesinde;

“Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarım işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir.

Mükellefler bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin ikmal edildiği takvim yılını takip eden yılın mart ayı sonuna kadar vermeye mecburdurlar.”

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Vergi kesintisi” başlıklı 15 inci maddesi ilk fıkrasında ise:

“Kamu idare ve kuruluşları, iktisadî kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, ziraî kazançlarını bilânço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler; kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yaptıkları aşağıdaki ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben % 15 oranında kesinti yapmak zorundadırlar”

Denilmektedir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre; “Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri” aynı fıkranın a bendinde vergi kesintisi yapılacak işler arasında sayılmıştır.

12.01.2009 tarih ve 2009/14594 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki kararın 1 inci maddesinde; “5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi uyarınca kurumlara yapılan bazı ödemelere ilişkin vergi kesintileri oranları aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.

“Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemelerinde %3” İfadesi yer almaktadır.

Başka bir ifade ile, Bakanlar Kurulu Kararının anılan hükmü uyarınca kamu kurumları, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarım işlerinin karşılığı olarak sermaye şirketlerine avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yaptıkları ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben %3 oranında kesinti yapacaklardır.

Diğer taraftan, Sayıştay Genel Kurulu’nun 02.06.1966 tarih ve 3122 karar nolu kararında ise; “İşe başlandığı yıl içinde bitirilmesi sözleşmesinde öngörülen inşaat ve onarım işlerinin herhangi bir sebeple ertesi yıla sirayeti halinde, sirayet keyfiyeti takvim yılı sona ermeden idare ile müteahhit arasında ek anlaşma ile kararlaştırılmışsa bu tarihten, böyle bir anlaşmanın mevcut olmamasına rağmen her hangi bir sebeple ertesi yıla sirayet ettirilmişse – ilk yıla ait istihkak hariç- müteakip takvim yılı başından itibaren ödenecek istihkaklardan gelir vergisi kesilmesi gerektiği” belirtilmektedir.

... Depo Yapım İşi de, başlangıçta 2016 yılında başlatılıp bitirilmesi planlanan bir iş iken, 19.12.2016 tarihinde işin kapsamı içerisindeki zemin epoksi kaplama imalatının yapılmasının koşullarının bulunmaması nedeniyle anılan imalatın, 30.03.2017 tarihinden sonra yapılmasına, yüklenici ile anlaşılarak karar verilmesi suretiyle, 19.12.2016 tarihinden itibaren iş, yıllara yaygın iş haline gelmiştir. Dolayısıyla bu tarihten itibaren yapılacak her ödemeden gelir vergisi tevkifatının yapılması İdare açısından yasal bir zorunluluktur. Söz konusu kesinti yapılmamak suretiyle, İdarece yükleniciye mevzuatında öngörülenin üzerinde bir ödemede bulunulmuştur ve kamu zararına neden olunmuştur.

Buna göre, oluşan kamu zararının sorumluları adına tazminine hükmolunması için, 80 sayılı İlamın 2’nci maddesiyle; “Yapılmayan vergi tevkifatının Genel Bütçe gelirlerinden olduğu, söz konusu tevkifat tutarının İdarenin (... Kurumu) gelirleri arasında yer almadığı, dolayısıyla, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmadığı gerekçesiyle …. TL için ilişiği bulunmadığı şeklindeki hükmün BOZULARAK Dairesine gönderilmesine, Oy çokluğuyla (7.Daire Başkanı …, Üyeler …, … ile ….’ün aşağıda belirtilen ayrışık görüşlerine karşı),

Karar verildiği 06.03.2019 tarih ve 45832 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı



Karşı oy gerekçesi

7.Daire Başkanı ….’nin karşı oy gerekçesi;

“Savcılık tarafından “Yapılmayan vergi tevkifatının Genel Bütçe gelirlerinden olduğu, söz konusu tevkifat tutarının İdarenin (... Kurumu) gelirleri arasında yer almadığı, dolayısıyla, İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmadığı gerekçesiyle ilişiği bulunmadığı yönünden verilen hükmün, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesi gereğince bozularak, Dosyanın Dairesine iadesine karar verilmesi istenilmekte ise de;

İdare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşmadığı gerekçesiyle ilişilecek husus bulunmadığı şeklindeki cümle ile verilmiş bir hüküm bulunmadığından Kurulumuzca Yapılacak İşlem Bulunmadığına karar verilmesi gerekir.”

Üyeler …. ile ….’ ün karşı oy gerekçesi:

“Daire kararında mevzuata aykırılık bulunmadığından, 80 sayılı İlamın 2’nci maddesiyle verilen hükmün TASDİKİNE karar verilmesi gerekir.”

Üye ….’ın karşı oy gerekçesi:

“Her ne kadar gelir vergisi stopajı yapılmamasından kaynaklı kamu zararı doğması hukuken mümkün olmakla birlikte, İlamda; kesilmeyen verginin işin bittiği yılda beyan edilerek ödenip ödemediği, vergi stopajının zamanında yapılmaması suretiyle kamunun bir kaybının söz konusu olup olmadığı, kesilmeyen vergiden kaynaklanan kayıpların (gecikme zammı, vergi zıyaı, usulsüzlük cezaları ve diğerlerinin) bulunup bulunmadığı gibi hususların araştırılması için konunun Gelir İdaresi Başkanlığına yazılmasına karar verildiği, söz konusu işe ait ertesi yıl yapılan ödemelerden de gelir vergisi stopajı yapıldığı görülmüştür.

Bu duruma göre, sözleşmesine göre 2017 yılında bitirilecek iş dolayısıyla ödenecek gelir vergisi varsa söz konusu verginin aynı yıl beyan edilip ödeneceği hususu da göz önüne alındığında, bu aşamada, tazmin kararı verilmesi için hükmün bozularak Dairesine gönderilmesinin, kamu zararının tahsiline bir katkısı olmayacağından, 80 sayılı İlamın 2’nci maddesiyle verilen hükmün TASDİKİNE karar verilmesi gerekir.”